fbpx

Azaltım ve Uyum Eylem Planları Neler İçeriyor?

Türkiye’nin “2024-2030 İklim Değişikliği Azaltım ve Uyum Strateji ve Eylem Planları” yayımlandı. Azaltım Planı, toplam 49 strateji ve 260 eylem içerirken Uyum Planı 40 strateji ve 129 eylemi kapsıyor.

Ülkemizde iklim değişikliği azaltım ve uyum strateji planlarının süresi 2023 yılında doldu, mart ayında 2024-2030 dönemi strateji ve uyum eylem planları yayımlandı. Bunlardan “İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı”, sera gazlarının azaltımıyla ilgili olan enerji, sanayi, binalar, ulaştırma, tarım, atık ve arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık sektörleri için toplam olarak 49 strateji ve 260 eylem içeriyor.

“İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı”nda ise iklim değişikliğinden daha fazla etkilenmesi beklenen, kırılganlığı yüksek kent, su kaynakları, tarım ve gıda güvencesi, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetleri, halk sağlığı, enerji, turizm ve kültürel miras, sanayi, ulaşım ve iletişim, sosyal kalkınma ve afet risk azaltma alanları için stratejiler ve eylemlere yer verildi. Toplamda 40 strateji ve 129 eylem içeren “Uyum Strateji ve Eylem Planı”nda ek olarak öncelikli alanların etkilerinin değerlendirildiği, etkilenebilirlik risk analizlerinin yapıldığı, bu değerlendirmeler ışığında uyum önlemlerinin tartışıldığı ve stratejilerle eylemlerin bu tartışmalara dayandırıldığı gözlemleniyor.

Her iki plan ülkemizin tümünü kapsasa da yakın zamanda dört pilot il (Konya, Muğla, Sakarya, Samsun) için uyum eylem planlarının yayımlanması bekleniyor. Bu iller için hazırlanan etkilenebilirlik risk analiz raporları ise 2022 yılında yayımlanmıştı. TBMM’de sıra bekleyen İklim Kanunu taslağında il belediyelerinin azaltım ve uyum önlemlerinin her ikisini de içeren yerel iklim değişikliği eylem planları hazırlama zorunluluğu olduğu dikkat alındığında hem pilot iller için hem de ülke geneli için hazırlanan eylem planlarının belediyeler için önemli zemin oluşturduğu söylenebilir.

“EYLEMLERİN İZLENMESİ İÇİN GÖSTERGELER OLUŞTURULMASI GEREKİYOR”

Azaltım ve uyum, strateji ve uyum planlarında dikkat çeken noktaların başında eylemlerden sorumlu ve ilgili diğer kurumların belirlenmiş olması ve eylemlerin izlenmesi için göstergeler oluşturulması geliyor. Çünkü ülkemizde hazırlanan çoğu eylem planının uygulanamadığı, bu durumun da yıllık izleme ve değerlendirmelerin yapılmamasından kaynaklandığı düşünülünce, izlemelerin gerçekleştirilebilmesi durumunda planların uygulanmasının yıllık olarak takibi mümkün olabilecek.

Ülkemiz, 2053 yılında net sıfır karbon emisyon hedefini açıkladı. 30 yıl kalan bu hedef için azaltım hedeflerinin neler olacağı, eylem planı açıklanmadan önce en çok merak edilen konulardandı. Ülkemiz sera gazları envanter raporuna göre 2021 yılı itibarıyla toplam sera gazı emisyonu 564 milyon ton karbon eşdeğeriyken ormanların yıllık olarak depolayabildiği karbon miktarının 75 milyon tondan 47 milyon tona düşmesi, azaltım hedeflerinin önemini artırmaktaydı. Sera gazı emisyonlarımızın yüzde 71’inin enerji sektöründen kaynaklanması nedeniyle “Azaltım Strateji ve Eylem Planı”nda yer alan eylemlere ayrı bir yer açmak gerekiyor. Bu kapsamda yenilebilir enerji kapasitesinin artırılması ve elektrik üretimindeki karbon yoğunluğunun düşürülmesine yönelik eylemlerin yerinde olduğu söylenebilir. Ancak kömürden çıkış yol haritasının oluşturulmaması bir eksiklik olarak değerlendirilebilir. Nükleer enerji kurulu gücünün artırılması eylemi ise bu enerji türünün riskleri ve maliyeti nedeniyle önümüzdeki dönemde sıkça tartışılacak gibi görünüyor.

Sanayi sektörü azaltım stratejilerinde ise enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji kullanımının arttırılmasına yönelik eylemler azaltıma katkı sağlayacaktır. Sanayi sektörü stratejileri arasında yer alan sürdürülebilirlik raporlamalarının yaygınlaştırılması ve bunun için uluslararası standartlara uygun ulusal sürdürülebilirlik standartlarının oluşturulması ve sürdürülebilirlik raporlamaları doğrulama sisteminin kurulmak istenmesi, özel sektörü yakından ilgilendiren eylemler denilebilir.

“UYUM KONUSUNDA FARKINDALIK DÜŞÜK”

Azaltım eylem planının irdelenmesine şimdilik bir nokta koyarak uyum stratejisi ve eylem planına değinmek yerinde olacaktır. Çünkü ülkemizde azaltım konusundaki farkındalık oldukça yüksek olsa da iklim değişikliğine uyum konusu özellikle kamu ve özel sektör ile belediyelerde oldukça düşük. Bu kapsamda planda yer alan 11 alanın neredeyse tamamında, farkındalık artırma ve kapasite geliştirme odaklı eylemlerin ön plana çıktığı gözlemleniyor. Kent, su kaynakları, tarım, enerji, biyolojik çeşitlilik ve sanayi alanlarında uyum konusunun yasal çerçevenin geliştirilmesi hedefleri oluşturulmuş. Sağlık, biyolojik çeşitlilik, tarım ve enerji alanlarında veri tabanı oluşturulması, bilgi üretimi, AR-GE çalışmalarının artırılması konularına yer verilmiş. Her iki eylem planının olumlu eylem önerileri olduğu kadar eksik bırakılmış, değinilmemiş konuları mevcut. Ancak planlarda yer alan strateji ve eylemlerin, özel sektörün Yeşil Mutabakat ve sürdürülebilirlik raporlamaları için yol gösterici olduğu söylenebilir. Eylem planlarının hayata geçirilmesi için ilerlemelerin yıllık olarak izlenmesi, değerlendirilmesi ve oluşturulan raporların kamuoyuyla paylaşılması son derece önemli. Çoğu eylem planında izleme ve değerlendirme yapılmaması, yapılsa da raporların paylaşılmaması nedeniyle eylem planlarının hayata geçirilemediği pek çok örnek mevcut. Net sıfır emisyona ulaşmak için çok fazla zamanımızın kalmadığı, iklim değişikliği etkilerinin çoktan yaşanmaya başlandığı dikkate alındığında, her iki eylem planındaki eylemlerin bir an önce hayata geçirilmeye başlanması gerekiyor.


Total
0
Paylaşım
Benzer İçerikler
Oku

Marmara’da Deprem Olursa Türkiye Ekonomisi Çöker mi?

Marmara’nın ve İstanbul’un seyrekleştirilmesi mümkün mü? Evet. 1980’den sonra Türkiye’de sanayi, büyük metropollerin dışına taştı ve Anadolu’da bir dizi ikinci kent ortaya çıktı. Orta Anadolu Bölgesi artık ikinci Marmara Bölgesi olma potansiyeline sahip görünüyor.
Oku

Su Krizi İçin Doğal Çözümler Sulak Alan Sistemleri

Sulak alan ekosistemleri, yüksek biyolojik aktiviteye sahip sistemlerdir ve atıksulardaki kirletici maddelerin dönüşümünün gerçekleşmesini sağlarlar. Yapay sulak alan sistemleri ise doğal sulak alan ekosistemlerinin bu özelliğini öne çıkaran arıtma amaçlı tasarlanmış sistemlerdir.