fbpx

Çelik Sektörü İlk Beşe “Yeşil Mutabakat” ile Girecek

Avrupa lideri olan Türk çelik sektörü, dünya beşinciliği için çevreci yatırımlarla Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı lehine çevirmeye çalışıyor. Avrupa, Türkiye’de hazır gördükleri şirketlere iş teklif etmeye başlarken, hidrojen enerjisi teknolojisiyle dönüşen dev firmaların, KOBİ’lerle birlikte hareketi, sektöre sıçrama getirecek.

Türkiye, 2001 ile 2011 yılları arasında, Çin ve Hindistan’ın ardından dünyanın en hızlı büyüyen üçüncü çelik üreticisi konumuna yükseldi. 2020’de Türkiye çelik üretimi 35,8 milyon ton seviyesinde gerçekleşirken, 20 yılda sektör yüzde 138,4 büyüdü. Çelik endüstrisinde büyüme, güçlü yerel tüketimle sağlanırken, 2019 yılında 13,8 milyar dolar, 2020 yılı içinde ise 12,6 milyar dolar çelik ihracatı yapıldı.

Yıllık 14 milyar dolara yaklaşan ihracat hacmi ile Türkiye’nin en fazla ihracat yapan dört sektöründen biri olan Türk çelik sektörünün, pandemi döneminde yıldızı parladı. İlk dokuz ayda sektör ihracatı, 15,84 milyar dolar olurken, önceki yılların tamamında gerçekleşen ihracat rakamının daha fazlasına ilk dokuz ayda ulaşıldı.

Dünya yedincisi ve Avrupa lideri olan çelik sektörünün hedefi ilk beşe girmek. Bunun için sektörün önünde önemli bir sınav var; Avrupa Yeşil Mutabakatı (AYM).

2018’de 522 milyon ton karbon salımı yapan çelik sektörü, bu oranı 2019’da yüzde 3,1 oranında azaltarak 506 milyon tona düşürmüş olsa da önünde daha uzun bir yol var. Görüşlerine başvurduğumuz sektör temsilcileri, pandeminin ve korumacılık önlemlerinin neden olduğu kısıtlamalara rağmen, ihracatını yaklaşık iki kat artırmayı başaran çelik ihracatçılarının, yeşil dönüşümü de başarabileceğine inanıyor.

Yıllık 14 milyar dolara yaklaşan ihracat hacmi ile Türkiye’nin en fazla ihracat yapan dört sektöründen biri olan Türk çelik sektörünün, pandemi döneminde yıldızı parladı.

Avrupa’dan yeni talepler geliyor.

AB’nin Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması’nın (SKDM) devreye girmesiyle Türkiye’nin toplam ihracatına, 2 milyar euro’luk vergi yükü gelmesi bekleniyor. Bu, Avrupa’nın lider üreticisi konumunda olan sektör için de önemli bir vergi yükü anlamına geliyor. Diğer yandan coğrafi konum, ucuz iş gücü ve dinamik yapısı ile Türk çelik sektöründe yeşil dönüşüme hazır olan üreticiler, Avrupa’dan, iş talepleri almaya başladı.

Özellikle savunma sanayi ve otomotiv sektörünün etkisiyle, nitelikli çelik üretiminde de oldukça yol alan çelik sektörü, gelen bu talepler doğrultusunda nitelikli çelik üretimi yatırımına hazırlanıyor.

Dönüşüm KOBİ’ler ile birlikte mümkün

Üretim sürecinde, fosil yakıtlara ihtiyaç duyan çelik sektörünün devleri, dünya ile eş zamanlı hidrojen enerjisi ile çalışmaya başlasa da KOBİ’lerin gelişmelere uzak olduğu belirtiliyor. Sektörün oyun kurucuları, dönüşümün büyüklerin lokomotifliğiyle gerçekleşebileceğini aktarıyor.

Coğrafi konum, ucuz iş gücü ve dinamik yapısı ile Türk çelik sektöründe yeşil dönüşüme hazır olan üreticiler, Avrupa’dan, iş talepleri almaya başladı.

ATIF CERİTBİNMEZ | CRT Metal Yönetim Kurulu Başkanı

“AVRUPA, AYM İLE PAZAR DAĞILIMINI ELİNE ALDI”

Atıf Ceritbinmez

Türkiye’nin coğrafi avantajı ve ucuz iş gücünün de etkisiyle, çelik üretiminde Avrupa liderliğine oturduğunu hatırlatan Atıf Ceritbinmez, buna karşın, ham maddede hâlen dışarı bağımlı olunduğunu belirterek şunları söyledi: “Ucuz iş gücü avantajıyla, gerek Avrupa’nın gerekse ABD’nin fason üretimini gerçekleştirirken kendimizi liderlikte bulduk. Fakat Türkiye’nin lider olduğu çelik sektöründe, AYM şartlarını yerine getiremezsek pazar payını kaptıracak, hatta mal satamaz hâle geleceğiz. Çünkü Avrupa, AYM ile pazardaki dağılımı değiştirme şansını da elinde tutmayı başardı. AYM’ye uyum önümüzde yapmak zorunda olduğumuz önemli bir ödev olarak duruyor ve bunu çok hızlı yapmalıyız. Çünkü, 170 kişilik Avrupalı bir grup “kim hazır” diye resmi bir rapor beklemeksizin, AYM’ye hazır buldukları şirketlere iş teklifi götürüyor.

Avrupa Yeşil Mutabakatı’na hazırız

CRT Metal olarak bacalı sanayi ile haşır neşir değiliz. Bizim çelik servislerimiz ve bir de haddehanemiz var. Haddehanemiz ile ilgili gereken tüm hazırlıkları yapmış durumdayız. Çevreye duyarlı üretim, zaten ana prensiplerimizden biri. Çevreyle ilgili tüm belgeler konusunda gerekli çalışmalarımız da devam ediyor. Başka bir ifadeyle Paris İklim Anlaşması Meclis’ten geçmeden, kurumumuz tüm hazırlıklarını tamamladı.

YENER GÜREŞ | Türk Yapısal Çelik Derneği Başkanı

“ANA DİREK YÜKSELİRKEN ETEKLER ÇAMURDAN KURTULUR!”

Yener Güneş

Türkiye’nin son 20 yıl içinde çelikte çok ciddi sıçramalar yaptığını ve 2020 yılını yedinci sırada kapadığını söyleyen TUCSA Başkanı Yener Güreş, hedefin ilk beşe girmek ve dünya üzerinde bu konuda birinci derecede söz sahibi ülkelerden biri haline gelmek olduğunu söylüyor. Güreş, sektördeki gelişimi şöyle anlatıyor: “Türkiye’nin 2000 yılındaki çelik üretimi, 14,3 milyon ton seviyesinde iken, 2020’de 35,8 milyon ton seviyesine yükseldi. Başka bir ifadeyle 20 yılda sektör iki buçuk kat büyüdü.

Sektör, Yeşil Mutabakat hazırlıklarına üç yıl önce başladı

Çelik sektörü, üç yıl önce Yeşil Mevzuat’a uyum konusunda çalışmalara başlamıştı. Başta büyük kuruluşlarımız olmak üzere firmalarımız Ar-Ge çalışmaları yürütüyorlar. Öyle ki Tosyalı Holding, hidrojen dâhil olmak üzere yatırımlara başladığını açıklamıştı. Fakat sektör olarak, kat etmemiz gereken çok yol var. Büyük ölçekli firmalar kuşkusuz ki gerekli yatırımları yapıyorlar, ama tüm bunları KOBİ’lere bir an önce ulaştırmak, onları da bir noktaya götürmek zorundayız. Sanayiciye düşen, çadırın ortasındaki ana direği yükselterek, etekleri çamurdan kurtarmaktır. Bu mantaliteyi yerleştirmek, Türkiye için hiç de güç değil. Türkiye ilginç bir ülkedir. Ben çok hızlı uyum sağlayıp, tüm gelişmeleri yakalayabileceğini görüyorum. Burada bir sıkıntı var. AB tüm bu çalışmaları yaptıktan sonra tanıtımını yapıyor. Demem o ki onlar bir yol almış olacak ve arkadan gelenler onları yakalamaya çalışacak. Ciddi arzusu ve yeteneği olan sanayicimizle, bu açığı kapatabileceğimiz inancındayım. Sektörde finansman sıkıntıları çekiliyor. Çünkü demir-çelik çok yüksek finansman gerektiren bir sektör. AB’nin finansman kaynaklarından da yararlanabilecek seviyeye gelinirse, ki yavaş yavaş geliniyor; bu eksikliklerimizi kapatırız diye düşünüyorum.

Avrupa Birliği, karbon nötr bir kıta yaratmaya çalışıyor. Bu amaç doğrultusunda, bunu hedefleyen ülkelere de finansman sağlanması gerekir. AB, küresel sistemin dengelenmesi için, Türkiye’ye bu desteği sağlamak zorunda.

Eğitim ve bilgilendirme de önemli

Finansman dışında sektörün eğitilmesi, kamuoyunun bilinçlendirilmesi de çok önemli konular. Yani bakanlıklar çok güzel çalışmalar yapıyor. Ama bakanlıkların yaptıkları çalışmaların, kamuoyuna aktarılabilmesi için STK’larla iş birliği şart. Gerek bilinçlendirme gerekse eğitim konusunda çok ciddi çalışmalar yapılacağına inanıyorum. Sanayi, üniversite iş birliğinde kopukluklar var. Bu konunun da ciddi biçimde masaya yatırılması çözüme ulaştırılması gerektiği kanaatindeyim. Almanya’da üniversitelerin neredeyse tamamı sanayiye çalışıyor ve o yüzden de bir şeyler üretip, yenilikler yapıyorlar. Bizim de bunu başarmamız lazım.

TÜRKİYE’DE HURDA YOK

Türkiye’de çelik üretimi, ark ocaklı tesisler ve yüksek fırın teknolojisi ile gerçekleştiriliyor. Çolakoğlu, Erdemir, HABAŞ, MMK gibi büyük üreticiler iki şekilde de üretim teknolojisine sahip. Türkiye’de yassı çelik üretiminde, Erdemir Grubu ve uzun yassı çelikte Kardemir Grubu dışında cevherden üretim yapabilen hiçbir tesis bulunmuyor. İskenderun Demir Çelik, İçdaş, HABAŞ, Çolakoğlu, Tosyalı ve MMK gibi üreticilerin hepsi ark ocağı tesisi çalıştırıyor yani hurdadan üretim yapıyorlar. Bunun da ham maddesi, Türkiye’de yok, ithal ediliyor. Cevher ham maddesiyle ilgili ise Erdemir, Türkiye’deki yerel madenlerden ham maddeyi temin etme noktasında çalışmalar yürütüyor.

SERDAR URFALILAR | Türk Yapı Malzemeleri Sektör Komitesi Başkanı

“YATIRIMDA BİRLEŞMELİYİZ”

Serdar Urfalılar

Türkiye’de çelik sektörünün şu an fosil yakıtlarla üretim yaptığını dile getiren Türk Yapı Malzemeleri Sektör Komitesi Başkanı Serdar Urfalılar, enerji tarafında ciddi bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ifade ederek şöyle devam ediyor: “Türkiye’nin çelik ihracatının yüzde 65’i Avrupa’ya yapılıyor. Avrupa Yeşil Mutabakat konusunda çok kararlı. Akabinde Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) bizler için ciddi bir tehdit hâline dönüşecek. Sadece Türkiye’de fabrikanızda yaptığınız değişim yeterli değil, ham madde ithal ettiğiniz fabrikanın da bu değişime ayak uydurmuş olması gerekiyor.

Tedarikçinizle mesafeniz sera gazınızı belirleyecek

Ana ham maddeyi aldığınız tesisle, fabrikanız arasındaki mesafe, sizin sera gazı oranınızı ortaya koyarken; Sınırda Karbon Düzenlemeniz buna göre belirlenecek. Çünkü arada, nakliyeden kaynaklanan ciddi bir karbon çıkışı var. Türkiye’nin, bunlara çok hızlı hazırlandığını söyleyemem. AB’nin bu konuda önemli ve ciddi hibe desteği var. Biz, henüz AB üyesi değiliz ama Gümrük Birliği üyeliğimiz (GB) var. Dolayısıyla, bu desteklerden Türk sanayicisinin de faydalanması lazım. Bu konu bizler için çok önemli. Çünkü aksi durumda, rekabet edeceğimiz diğer AB ülkeleri, ciddi destekle bize göre avantajlı hâle gelirken, haksız bir rekabet oluşacak.

Türkiye sanayide çok hızlı ilerlerken, bazı ham maddeler konusunda ciddi sıkıntılar çekiyor. Ham maddede yurt dışına bağımlı kaldığınız ölçüde, riskiniz artıyor. Bunun için büyük yatırımlar lazım. Birkaç sanayici birleşerek belki bu büyük yatırımları yapabilir. Herkes tek başına yatırımı düşününce, sonuç sektöre yetmiyor.

TAHSİN ÖZTİRYAKİ | İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Başkanı

“ALMANLAR, AYM’YE HAZIR FİRMALAR ARIYOR”

Tahsin Öztiryaki

Avrupa Yeşil Mutabakat (AYM) ile tüm iş yapış şekillerinin değiştiğini söyleyen İDDMİB Başkanı Tahsin Öztiryaki, şu değerlendirmelerde bulundu: “Tüm sektör buna hazır desek yalan olur. Ama herkes bu durumun farkında. Ticaret Bakanlığı’mızın verdiği yol haritası ile sektörün ihtiyacını bilen iş dünyası, Paris İklim Anlaşması’nın imzalanması ile de konuyu daha ciddi ele alacak. Enerji kaynaklarının az tercih edilmesi, madenler yerine hurdaların kullanılması, geri dönüşümün hassasiyetle ele alınması gibi radikal kararlar gelecek. Sadece geçici değil kalıcı tedbirlerle, sürdürülebilir bir sistem inşa etmemiz lazım.

Dönüşemeyen elenecek

Karbon vergisiyle Türkiye’nin ihracatı için ayrı vergi yükü gelecek olsa da bu işin sadece parasal tarafı yok. Gerekli dönüşümün yapılmaması halinde Avrupa, Türkiye’den hiç mal almayacak bir noktaya da gelebilir. AYM’nin de ötesinde Almanların daha birçok standart geliştirdiğini; yeşilin dışında, fiziki işi de kontrol eden birtakım uygulamalar hayata geçireceklerini gözlemledim. Hatta bu standartlara sahip olmayan firmalardan ürün ve hizmet almayacaklarına dair bir yaklaşım sergilediler. Türkiye’deki firmaları eğitmeye çalışıyorlar. Biz de yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bildiğiniz gibi Çin, son üç, beş yıl içinde fabrikalarının birçoğunu kapatarak sektörü Yeşil Mutabakat’a hazır hâle getirmeye çalışıyor. Türkiye’de kapatılacak kadar kötü fabrikalar yok. Aşağı yukarı hepsi altyapılarını AYM’ye uygun hâle getirdi. Sonuç olarak, Türkiye Yeşil Mutabakat’a hazır olacaktır. Çünkü çelik, bence değişimlerde algıları en yüksek olan sanayi sektörüdür. Sektör oyuncuları, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Serbest Ticaret Anlaşması’ndan destek alamayan grubun içinde olmalarına rağmen, yatırımlarla sektörü Avrupa birinciliğine taşıdılar.

Total
0
Paylaşım
Benzer İçerikler
Oku

Elektronik Eşyaların Çevreci Dönüşümü!

Yeni bir ev kuruyorsunuz veya tamiri mümkün olmayan eski beyaz eşyanızın yerine yenilerini almak istiyorsunuz. Etiketlerdeki A+ gibi enerji tasarrufunu gösteren semboller konusunda ne kadar bilgi sahibisiniz? Ürün seçimini doğru yapmanız halinde, elektrik faturanızın yüzde 40-60 daha az gelmesi mümkün. Son zamlar ve artan elektrik faturaları sonrası, bu yazının dikkatinizi çekeceğine inanıyoruz.
Oku

Madencilikte Sorumlu Üretim Sürdürülebilir Gelecek

Maden, herkesin bildiği gibi doğaya yönelik tahribatı en yüksek ve en çok eleştirilen sektörlerden biri. Ancak sektör, rehabilitasyon uygulamaları ile sürdürülebilir bir gelecek için çabalıyor. Peki, maden sektöründe “sürdürülebilir üretim” yapma fikri gerçeği ne kadar yansıtıyor?
Oku

Durdurulamaz Bir Yükseliş E-Ticaret

E-ticaret, son birkaç yıldır bugüne kadarki en hızlı büyümesini yaşadı ve yaşamaya da devam ediyor. 2021 yılında 4,9 trilyon dolara ulaşan global e-ticaret hacminin 2022 yılı sonunda 5,5 trilyon doları geçeceği tahmin ediliyor.