Geleceğe Giden Yolda Sorumluluk Bilinciyle Üretim Şart

İklim değişikliği ile mücadeleyi, kalkınma ve ekonomi politikalarının merkezine almak; artık tüm şirketler için bir zorunluluk. Sanayileşerek de çevreyi korumak mümkün. Yenilikçi üretim modellerini benimseyerek, sürdürülebilirliğe dair evrensel ilkeleri ve iş stratejilerini tüm operasyonların bir parçası olarak ve görerek hem ekonomiye hem de dünyaya karşı sorumluluklarımızı yerine getirebiliriz.

Hepimizin görmeyi arzu ettiği dünyaya ulaşmak için üzerimize düşen görevler, bundan tam 21 yıl önce Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda sıralandığında, bugün yaşadığımız tehditlerin bu denli yakın olduğunun kimse farkında değildi. Türkiye’nin de imzacısı olduğu Birleşmiş Milletler (BM) Küresel İlkeler Sözleşmesi, iş dünyası liderlerini yeni küresel ekonominin sürdürülebilirliğini sağlamak için gerekli olan çevresel ve sosyal dayanakların oluşturulmasına destek vermeye ve dünya hakları için küresel yatırımlar yapmaya davet etmişti.

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2021 Küresel Riskler Raporu’nda iklim krizi, insanların doğaya verdiği zarar, biyo çeşitliliğin azalması gibi çevresel risklerin yanı sıra dijital eşitsizlik ve siber güvenlik gibi risklerin vurgusu da elbette ki dikkat çekti. Artık tartışmasız olarak herkes biliyor ki; yaşanabilir bir dünya için dünya olarak bir aksiyon almaktan başka çaremiz yok. İki yıldır yaşadığımız pandemi, bunun altını bir kez daha çizdi. Bu krizi, bir dönüm noktası olarak yaşayacağız.

COP26 TAAHHÜTLERİNİ BENİMSİYORUZ

BM’nin iklim müzakerelerinden biri olan COP26, dünyanın zengin ve yoksulları arasındaki küresel dayanışmanın bir testi ve Paris Anlaşması’ndan beri en önemli iklim müzakereleri olarak anılıyor. Geçen yıl 26’ncısı düzenlenen bu müzakereler, iklim eyleminde bir adım atılmasını ve anlaşmanın küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlandırma çalışmalarından daha zorlu hedeflere ulaşılması umudunu canlı tutmayı amaçlıyor. COP26’da ülkelerin 2022 sonuna kadar daha iddialı iklim hedefleri ile gelmesi kararlaştırıldı. Kömür kullanımının azaltılması ve fosil yakıtlara teşviklerin sonlandırılması, ilk defa resmî müzakere metinlerine geçti. Türkiye, kararlı bir tutum sergileyerek müzakere kararlarının iklim politikasında belirleyici olacağının sözünü verdi. Biz Dalgakıran Grubu olarak, bu sözün gerektirdiği tüm süreçlerin destekçisiyiz.

Hatırlanacaktır, pandemi nedeniyle bir yıl ertelenen zirvede devlet başkanları, iş dünyası liderleri ve diplomatlar bir araya geldi. Dünyayı etkisi altına alan pandeminin yarattığı sosyal ve ekonomik sıkıntıların sonrasındaki toparlanma sürecinde sürdürülebilir ve kapsayıcı bir küresel ekonominin inşası, dünyanın öncelikli gündemi oldu. Artık dünyanın derdi, iklim krizini göz ardı etmeden ekonomik büyümeyi sağlamakÉ Bunun teşvik edilmesi için küresel düzeyde ek reformlara ihtiyaç duyulması, iklim değişikliği ile mücadeleyi ekonomi politikalarının merkezine taşıdı. Biz de yarım asırdan uzun bir süredir faaliyet gösteren ve hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın tek çatı altındaki en büyük entegre kompresör üretim tesisine sahip olan, teknoloji odaklı yatırımlarıyla birlikte AR-GE çalışmalarıyla da dikkat çeken bir grubuz. Bundan hareketle ülkemize olan sorumluluğumuz gereği ve küresel bir oyuncu olmanın yükümlülüğüyle, sürdürülebilirliğe dair evrensel ilkelerin, iş stratejilerimiz ve tüm operasyonlarımızın bir parçası olmasını öncelikli hedeflerimizden biri olarak görüyoruz. Geleceğe giden yolda sorumluluk bilinciyle üretiyoruz. Sanayi ve çevre kavramının yan yana geldiğinde oluşan olumsuz algıyı, hep birlikte yıkmamız gerektiğine inanıyoruz. Çevreye saygılı bir üretim ve ekonomik büyümenin mümkün olduğu kanaatindeyiz.

Avrupa Birliği’nin (AB) 11 Aralık 2019 tarihinde açıkladığı Avrupa Yeşil Mutabakatı ile AB politikalarında öngörülen kapsamlı değişikliklerin yanı sıra uluslararası ekonomi ve ticarette meydana gelen dönüşüm karşısında, ülkemizde de yeşil bir ekonomiye geçişi destekleyecek dönüşümün sağlanması; Türkiye’nin ihracata dayalı büyüme stratejisi açısından da büyük önem taşıyor.

Biz, 2030 vizyonu kapsamında global ölçekte öncü hedefler belirleyen Dalgakıran Grubu olarak dünyanın her bölgesinden müşteriye sahibiz. İş ortaklarımızın ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirerek 130’dan fazla ülkede bulunan satış ve satış sonrası hizmetler operasyonlarını sürdürüyoruz. Dünyanın farklı noktalarında bulunan zengin müşteri yelpazemiz de bize farklı ülkelerin sürdürülebilirlik politikalarını takip etme imkânı veriyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın, sadece bir iklim politikası değil, aynı zamanda ekonomik bir dönüşüm programı olarak kurgulandığının bilincindeyiz. Bugün gelinen noktada, uluslararası ticaretin büyük aktörleri de benzer hedefler belirlemeye başladı. Biz de o aktörlerden biriyiz.

KÜRESEL VE ULUSAL ÇAPTA AKSİYON ŞART

Grubumuzun faaliyet gösterdiği otomotiv ve makine gibi sektörlerde üretim süreçlerinin temiz enerji ve sürdürülebilir ilkeler benimsenerek tanımlanması yolunda her geçen yıl dünya genelinde yeni alternatifler üretiliyor. Otomotiv sektöründe karbon salınımı azaltmaya yönelik hibrit araçlarının geliştirilmesi ve üretilmesine ağırlık vermek, tekstil sektöründe çevre bilincine uygun üretim ve atık azaltma politikaları, gıda sektöründe ekosistem dostu süreçler geliştirme gibi her alanda atılan adımların bütünü, tüm üreticilere küresel ve ulusal çapta aksiyon alma imkânı veriyor. Bu konuda, yasa koyucuların getirdiği düzenlemeler hepimiz için kılavuz niteliği taşımakla birlikte bizler de kendi üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirerek, alternatif üretim modelleri geliştirmeyi öncelikli hedeflerimizin en başına koyduk. Dalgakıran Grubu olarak tüm şirket araçlarımızı hibrit modellerle değiştirilirken fabrikamızda elektrikli araçlar için şarj ünitesi bulundurarak, bu araçların kullanımı teşvik ediyoruz.

ENTEGRE YÖNETİM SİSTEMİ POLİTİKASI İLE BÜTÜNCÜL BİR YAPIYI TESİS ETTİK

Özlediğimiz dünyaya ulaşmak için atmamız gereken adımları, muhakkak ki bilimsel temellere dayandırarak tanımlamak zorundayız. Bu konudaki adımlarımızı söz konusu politikaların, geleceğin dünyasının şekillenmesine katkıda bulunacağı gerçeğinden yola çıkarak atıyoruz. Çevreci politikalar ile ilgili yol haritamızı belirlerken üretimde daha ilk vidadan başlayarak tüm süreçleri hesaba katmak, sevkiyattan, ürünün son kullanıcının eline ulaştığı ana kadar ve hatta sonrasında da bu sorumluluğu üstlenmek hepimizin görevi. Tüm süreçlerin büyük bir titizlikle hayata geçirilmesinden yanayız. Biz de Dalgakıran Grubu olarak entegre yönetim sistemi politikası ile bütüncül bir yapıyı tesis ettik.

ÇEVRE BİLİNCİ ODAKLI ÜRETİM İÇİN

Tüm bunlarla birlikte kaynak kullanımı da üretim süreçlerine paralel olarak en hassasiyet gösterdiğimiz konular arasında yer alıyor. Çevre bilinci odaklı üretim için sahip olduğumuz ISO belgeleri ile yetinmiyor, tüm bunları sürekli olarak genişletiyoruz. Yakın dönemde belgelerimize İSO 50001 Enerji Yönetim Sistemi’ni de eklemeyi planlıyoruz. Söz konusu gerekliliklerin devamı olarak tüm tedarikçi ve iş ortaklarımızı da bu anlayışa sahip olan, ekosisteme katkıda görev bilinci üstlenen ve sorumluluklarını yerine getiren firmalar arasından seçiyoruz. Aynı zamanda, sürdürülebilirlik bilincinin, grubumuzun tüm katmanlarında benimsenmesini önemsiyoruz. Bu amaçla tüm çalışanlarımıza yılda bir kez çevre bilinci ve atık yönetimi eğitimleri düzenliyor, ayda iki kez de saha turlarıyla bu eğitimleri denetliyor ve raporluyoruz.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK, BİR YAŞAM TARZI OLUNCA YAYGINLAŞABİLİR

Çevre politikalarımızın, üretimin ya da iş yapış şekillerinin tek bir noktasında bile aksaması, sürekliliği elbette ki kesintiye uğratır. Bu nedenle fabrikalarımızın her noktasında bu sistemin işliyor olmasının önemine inanıyoruz. Bu kapsamda birçok örnek çalışmaya da imza atmaya devam ediyoruz. Örneğin atıkların kaynağında ayrıştırılarak toplanması, taşınması, geçici depolanması ve lisanslı kuruluşlara gönderilerek bertaraf edilmesi süreçlerinin yanında üretim prosesimizdeki düzenlemelerle, Dalgakıran Grubu olarak yıllık atık miktarımızı yüzde 80 oranında azalttık.

Benimsediğimiz yenilikçi üretim yatırımlarımız ile fabrikalarımızdaki enerji sarfiyatını azaltırken, kalite kontrol ve test süreçlerinde kullandığımız test odasından elde ettiğimiz basınçlı havayı depolayıp geri kazanarak farklı ünitelerdeki üretim bölümlerinin hava ihtiyacında kullanıyoruz. Bunun dışında, testler esnasında odada oluşan sıcak havayı da özel menfezler ile üretim bölümlerinin ısınmasında kullanıyoruz. Yenilikçi üretim yatırımlarımızda devreye giren tam otomatik robotik toz boyama tesisimiz de son dönemde hayata geçirdiğimiz yeni uygulamalarımız arasında yer alıyor. Yine yeni fabrikamızda, talaşlı imalatta kullanılan makine parkurumuzu, düşük enerji tüketimi olan CNC tezgahlar ile yeniledik.

KAYNAKLARI EN VERİMLİ ŞEKİLDE KULLANARAK ÇALIŞIYORUZ

Sadece ülkemiz için değil, dünya açısından baktığımızda kaynaklarımız kısıtlıÉ Bu kaynakları en verimli şekilde kullanmanın bizim gelecek nesillere ve bu dünyaya borcumuz olduğu gerçeğinden yola çıkarak hareket ediyoruz. Bu nedenle Dalgakıran Grubu olarak ıslak hacimlerdeki musluklarımızdaki sensörler ve ofislerimizdeki otomatik aydınlatmalarla, tüketimi en aza indirmeyi amaçlıyoruz. Ayrıca fabrikanın ısıtma sisteminde de akıllı ve tasarruflu teknolojileri kullanıyoruz.

Sürekli iyileşme prensibi ile üretim tesislerimizde çevresel performansımızı artırmak amacıyla yeni yatırımlara, iyileştirme çalışmalarına aralıksız devam ediyoruz. Zira özlediğimiz dünyaya ancak sorumlu üretim anlayışıyla ulaşabileceğimizi asla unutmamak gerekiyor. Dalgakıran Grubu olarak tüm iş ve aksiyonlarımızın en yüksek teknolojilerle uygulanmasıyla çevresel performansımızın ABD ve Avrupa’daki tesisler ile yarışır düzeyde olmasını ülkesine gönül vermiş sanayiciler olarak bir görev olarak gördüğümüzü de önemle vurgulamak isterim.


Dalgakıran Grubu İcra Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi
Total
0
Paylaşım
Benzer İçerikler
Oku

Yeşil Mutabakat ve Döngüsel İnşaat

Yeşil Mutabakat, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın gerçekleşmesi için politika ve önlemlerin ilk yol haritasını ortaya koymuştur.
Oku

Yolun Sonuna Gelmek Üzereyiz

”Üretirken, kullanırken ve tüketirken değişmemiz gerekiyor. Yoksa gelecekte yaşam bugünden daha güzel olmayacak. ”