fbpx

Mercanlar için Hayata Dönüş Vakti

Marmara Denizi’ndeki su altı yaşamında kritik öneme sahip mercan türlerinin korunması için Deniz Yaşamını Koruma Derneği’yle birlikte harekete geçen Anadolu Efes, Denize +1 Nefes Projesi’yle Tavşan Adası açıklarında mercan nakli gerçekleştiriyor.

Yeryüzünün nefes kaynağı ormanlar ise deniz ve okyanuslarınki mercanlarÉ Dolayısıyla mercan resiflerinin korunması ve çoğaltılması gezegendeki ekosistemler için büyük önem taşıyor. Ancak ne yazık ki “Denizlerin yağmur ormanları” olarak da bilinen mercanlar yok olma riskiyle karşı karşıya.

Bilim insanları, denizlerin yeryüzündeki oksijenin büyük bir bölümünü üreten organizmalara ve denizlerdeki canlıların yaklaşık yüzde 25’ine ev sahipliği yapan mercan resiflerinin, son yıllarda iklim değişikliği, aşırı avlanma, çevre ve okyanusların kirlenmesi nedeniyle tehdit altında olduğunu belirtiyorlar. Küresel Mercan Resifi İzleme Ağı’nın dünya çapındaki mercan resiflerini inceleyen güncel bir çalışması ise 2008-2019 yıllarında iklim değişikliği nedeniyle mercanların yüzde 14’ünün yok olduğunu ortaya koyuyor. Bu gidişe dur demek ve süreci tam tersine çevirmek için dünya çapında çeşitli çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmalar içinde en etkin yöntemlerden biri de mercan nakli. Anadolu Efes ve Deniz Yaşamını Koruma Derneği iş birliğiyle hayata geçirilen Denize +1 Nefes Projesi bu yöntemle Marmara Denizi’ndeki mercan popülasyonunu ve biyoçeşitliliği artırmayı hedefliyor.

Sarı gorgonlar tercih ediliyor

İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nur Eda Topçu danışmanlığında gerçekleştirilen proje için Marmara Denizi’nde koruma altındaki Tavşan Adası açıkları seçilirken doğal ortamından kopmuş mercanlar aşılama yoluyla bölgeye naklediliyor ve böylece mercan bahçeleri oluşturulması amaçlanıyor. Nakil için Akdeniz’de 20 yıldan fazla süredir sıcaklık artışına bağlı olarak toplu ölümlere maruz kalan sarı gorgon türü tercih ediliyor. Uluslarararası Doğa Koruma Birliği’ne (IUCN) göre Akdeniz’de tehdide açık türlerden biri olarak değerlendirilen Marmara Denizi, bu mercan türleri için bir vaha niteliğinde. Bunun en önemli nedeni sarı gorgonların Marmara Denizi’nin özel akıntı yapısı sayesinde sıcaklık değişimlerinden korunabiliyor olması. Ancak bu türün Marmara Denizi’ndeki devamlılığının sağlanması için insan kaynaklı tehditlerden uzaklaşması, burada biyoçeşitliliğin devamını amaçlayan çalışmaların çoğaltılması gerekiyor. Denize +1 Nefes Projesi ile de bu kapsamda mercan nakilleriyle biyoçeşitliliğin desteklenmesi, doğal ortamından kopmuş mercanların yaşama döndürülmesi amaçlanıyor.

“Çevresel sürdürülebilirlik üç ana odağımızdan biri”

Proje için İstanbul’da Tavşan Adası açıklarında yapılan bir etkinlikte konuşan Anadolu Efes Bira Grubu Başkanı ve CEO’su Can Çaka, projenin dayandığı sürdürülebilirlik anlayışlarından şöyle bahsetti: “2030 hedeflerimiz çerçevesinde çevresel sürdürülebilirlik üç ana odak alanımızdan biri. Bu kapsamda bir yandan tüm operasyonlarımızda çevresel ayak izimizi azaltmak için çalışırken bir yandan da toplumsal fayda projeleriyle pozitif etkimizi artırmaya odaklanıyoruz. Sürdürülebilir ambalaj malzemelerinden akıllı tarım uygulamalarına, operasyonlarımızda enerji verimliliğinden sıfır atık uygulamalarına kadar birçok alanda çalışmalarımız devam ediyor. Bunun için tedarikçilerimizle, üniversitelerle ve girişimcilik ekosistemi ile birlikte hareket ediyoruz. Bu yıl da çevreye yönelik çabalarımıza ‘Denize +1 Nefes’ projesini ekliyoruz.”

Anadolu Efes Türkiye Genel Müdürü Onur Altürk ise aldığımız her üç nefesten ikisinin denizlerden geldiğine dikkat çekerek, “Zengin bir su altı yaşamına ve biyoçeşitliliğine sahip olan Marmara Denizi’nde ekosistemi korumak ve potansiyeli geliştirmek bu bağlamda çok önemli. Su altının yağmur ormanları olan mercan resiflerinin tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de korunması büyük önem taşıyor. Bu projeyle, Türkiye’deki mercan topluluklarının en önemli habitatlarından biri olan Marmara Denizi’nde yaşam çeşitliliğinin +1’i olmayı hedefliyoruz.” şeklinde konuştu.

“Başarı oranımız yüzde 70-80”

Deniz Yaşamını Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Narcı, İstanbul Üniversitesi ve TÜBİTAK desteği ile 2017 yılından bu yana Tavşan Adası açıklarında mercan nakilleri yaptıklarını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Dünya genelinde bu kapsamda yürütülen çalışmalarda başarı oranları yüzde 20-25 iken biz yüzde 70-80 oranında başarıya ulaştık. Önemli olan sadece bu orana ulaşmak değil, elde edilen başarıyı ve yaşamı sürekli olarak desteklemek. Bu kapsamda da Tavşan Adası, geçen yıl ‘korunması gereken hassas alan’ ilan edildi. Biz de bölgede hayalet ağların temizlenmesi, sürdürülebilirlik, sanat-deniz temalı etkinlikler, yazılı-görsel kaynak ve veriler oluşturmak, koruma alanı ve Marmara Denizi’nin devamlılığı için izleme, koruma istasyonu gibi çalışmalarımızla bu kararı destekleyecek faaliyetlerde bulunuyoruz.”

Total
0
Paylaşım
Benzer İçerikler
Oku

Kalkınma Planı’nın Odağında “Yeşil Büyüme” Var

Türkiye’nin 2024-2028 yılları için kalkınma hedeflerinin belirlendiği 12’nci ve son “Kalkınma Planı” kamuoyuna sunuldu. Önceki yıllarda kendine yalnızca başka konuların içinde yer bulabilen “iklim krizi”, bu defa, “yeşil dönüşüm” ve “sürdürülebilir kalkınma” vurgusuyla planın merkezine alınıyor.
Oku

İş Dünyasında İnsan Odaklı Sürdürülebilirlik

PwC Türkiye tarafından Wellbees iş birliğinde gerçekleştirilen “İş Gücünde Sürdürülebilirlik” araştırmasının sonuçları açıklandı. Sürdürülebilirliğin sosyal boyutunu ele alan araştırma, daha sürdürülebilir bir iş gücü yaratabilmek adına izlenebilecek yolları ortaya koyuyor.
Oku

Çevresel Ürün Etiketleri Üretim Biçimlerini Değiştiriyor

Avrupa’da faaliyet gösteren çeşitli sektörler için çevresel ürün etiket uygulamaları zorunlu hâle geliyor. Türkiye’nin en önemli ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nde, çevresel etiket uygulamaları, yalnızca yasal bir zorunluluk olarak görülmüyor. İş yapış şekli olarak da benimsenmeye başlanan bu uygulama; şirketlerin tüm faaliyet alanlarının iyileştirilip, geliştirilmesinde kritik rol oynuyor.
Oku

Dünya’dan Sonra Uzayı da Çöplüğe Çeviriyoruz

Dünyayı tükettiğimiz yetmedi, sıra uzaya geldi. Devletler arasında uzayda yer kapma yarışları devam ederken uydulardan kopan roket parçaları ve diğer atıklar; dünyanın alçak yörüngesinde devasa bir uzay çöplüğüne dönüşerek insanlık için büyük bir risk oluşturuyor.