fbpx

Umudum bir kuşun kanadında…

Dergimizin ismini “Sürdürülebilir Üretim” olarak belirlerken, sadece endüstriyel üretimi baz almadık. Çünkü üretimi sadece sanayileşme çerçevesinde düşünmenin eksik bir tanımlama olacağına inanıyorum. Karl Marx, Das Kapital kitabında şöyle der: “İnsan hem üreten hem tüketen bir canlıdır. Tükettikçe kendini yeniden üretir.”

Bugün dünyanın karşı karşıya kaldığı iklim krizinin en büyük nedeninin de insanlığın sınırsız tüketim isteği olduğunu düşünüyorum.

Nazım’ın dediği gibi:
“Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter
pirinç de öyle
şeker de öyle
kumaş da öyle
kitap da öyle
büyük insanlıktan başka herkese yeter.”

Dünyanın bir bölümünde aşırı tüketim varken, çok büyük bir bölümünde de sınırlı tüketim söz konusu. İnsanlığın üstesinden gelmesi gereken o kadar mesele var ki, ben bu meselelerde başı çeken konunun eşitsizlik olması gerektiğine inanıyorum.

17 Küresel Amaç’ın beşinci maddesi “Toplumsal cinsiyet eşit(siz)liği”, aşırı yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele zorunluluğuna vurgu yapıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) 2022 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre; ülke olarak 146 ülke arasında maalesef 124’üncü sırada yer alıyoruz. Fakat bu sadece bizim geri kaldığımız bir konu değil. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği maalesef dünya genelinde oldukça yüksek.

Cinsiyet eşitliği konusunda örnek gösterilebilecek tek bir ülke bile yok. En iyi seviyede olan İzlanda bile cinsiyet farkını yüzde 90,8 kapatabilmiş durumda. Dünya ortalamasına bakıldığında çok iyi bir oran olarak düşünebilirsiniz fakat biz “Neden bir fark olmalı ki?” diye soruyoruz.

Türkiye’de çalışma hayatında cinsiyet eşitliği özelinde önemli bir farkındalık oluştuğunu gözlemleyebiliyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği konumuzda, yönümüzü şirketlerin sürdürülebilirlik departmanlarına çevirdiğimizde, lider koltuğunda çoğunlukla kadın yöneticilerin oturduğunu görüyoruz. Bir dönem erkeklerin tekelinde olan ekonomi alanında da benzer bir durum söz konusu. Küresel Cinsiyet Eşitsizliği sıralamasında Türkiye’nin yerine bakarak bunun sadece “algıda seçicilik” olduğunu düşünebilirsiniz.

Bu sayımızda dergimize konuk ettiğimiz Prof. Dr. Selçuk Şirin, “Şimdi umutsuzluğa teslim olma zamanı değil. Türkiye bir sabah kalkıp başka bir hikâye yazabilecek dünyadaki nadir ülkelerden bir tanesi.” diyor.

Sayın Şirin’in bu tespiti sizi umutlandırmadıysa, Nazım’ın şu mısraları bir umut verecektir:
“Büyük insanlığın toprağında gölge yok
sokağında fener
penceresinde cam
ama umudu var büyük insanlığın
umutsuz yaşanmıyor.”

Total
0
Paylaşım
Benzer İçerikler
Oku

Tüketim Yarışının Mağlubuyuz

İnsanlığın en ilkel ve en temel özelliklerinden olan dikkat çekme, henüz çocukken başlıyor. Her davranışımızda veya her söylemimizde etrafımızdaki insanların dikkatini çektiğimiz ölçüde var olduğumuzu düşünüyor, varlığımızı pekiştiriyoruz... Bu ihtiyaç, zamanla daha da ete kemiğe bürünerek adeta bir yarışa dönüşüyor. Ve bu durum, tarih boyunca insanlığın yarış hâlinde olmasına sebep oluyor.
Oku

Yarınlara Sözümüz Olsun

Cemreler bir bir düşerken havaya, suya, toprağa; biz de bahar neşesiyle ve renkleriyle hazırladık yeni sayımızı. Her kuşak,…
Oku

Sorun Ortak; Çözüm Hepimizde

İlk sayımızın ardından aldığımız geri bildirimler, bir önceki yazımda belirttiğim endişenin ortak paydamız olduğunu gösteriyor. Dergimize abone olmak,…