fbpx

Yeşil Dönüşümün Anahtarı Sürdürülebilir Üretim

İşletmelerin yalnızca hizmetleri veya satışlarıyla başarıyı yakaladığı günler geride kalmış durumda. Üretim endüstrisinin yeni rekabet alanı; yenilenebilir kaynaklarla üretilen çevreci ürünler oldu. Yıllık 2 trilyon doların üstünde ithalat hacmi olan AB, fitili ateşledi ve Türkiye, fitile en yakın ülke…

Sürdürülebilirlik, her ne kadar sosyal ve ekonomik yönlerle ilgili olsa da çevresel kaygılar bu düşünceye öncülük ediyor. Günümüz iş dünyasında başarıyı yakalamanın yolu, yüksek kâr rakamlarından ziyade, topluma sağlanan faydadan geçiyor. Sosyal eşitlik, ekonomik refah ve çevre yönetimini kapsayan bir üretim yaklaşımı olarak tanımlanan sürdürülebilir üretim, tam bu noktada işletmelere büyük bir artı değer yaratıyor. Bu nedenle, “kaliteli ürün” tabiri, yerini “sürdürülebilir ürün”e bırakıyor. Üretim sanayisi de ham maddeden, nihai tüketiciye kadar olan tüm tedarik zinciri sürecini bu çerçevede yeniden yapılandırmaya başladı. Bu bağlamda sürdürülebilir üretim yaklaşımı; ham madde kullanımının azaltılması, kaynakta atık azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması, tehlikeli kimyasal madde kullanımının azaltılması, çevreye duyarlı tasarım, ürün dayanıklılığının ve ömrünün artırılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, geri kazanım, geri dönüşüm ve atıkların değerlendirilmesi gibi önceliklere yoğunlaşıyor. Ayrıca McKinsey tarafından yapılan bir araştırma; sürdürülebilirlik stratejilerinin, maliyetleri önemli ölçüde azaltabildiğini gösteriyor. İşletme kârlarını yüzde 60’a kadar etkilerken, enerji ve su tüketiminde de azalma sağlıyor. Güçlü bir sürdürülebilirlik stratejisi, şirketlerin yeni pazarlara girmesine ve mevcut pazarlarını genişletmesine yardımcı olabiliyor. Örneğin Çin, iklim değişikliği ve hava kirliliği ile mücadele kapsamında karbon salımını en alt seviyeye indirme taahhüdünde bulunarak, 2030 yılına kadar 3 trilyon doları aşan yatırım fırsatları yaratmayı hedefliyor.

Dünyada Yeşil Dönüşüm

Dünya Ekonomik Forumu, üretilen hiçbir şeyin atık olmadığı ve yeniden kullanılabildiği döngüsel ekonomiye vurgu yaptı.

AB ise 2 trilyon euro’luk 2021-2027 Çok Yıllı Mali Çerçeve için belirlediği bütçenin yüzde 30’unu iklim eylemini desteklemeye adadığını açıkladı.

Dünya Ekonomik Forumu’nun, üretilen hiçbir şeyin atık olmadığı ve yeniden kullanılabildiği döngüsel ekonomiye vurgu yaptığı 2021 yılı toplantısında, pandemi sonrası dönemin 3 trilyon dolarlık inovasyon, yeni işler yaratma ve ekonomik kalkınma potansiyeli taşıdığını kaydetti.

Sürdürülebilirlik ve Döngüsel Ekonomi

Döngüsel Ekonominin Başlangıç Noktası: Sürdürülebilir Üretim

Sürdürülebilirlik adına çevresel riskleri azaltırken aynı zamanda toplum refahını da sağlayan ekonomik bir modele ihtiyaç duyuluyor. Günümüzde AB ülkeleri, Japonya, Güney Kore başta olmak üzere birçok ülkenin, ekonomiyi sürdürülebilir bir anlayışla inşa etmek için hedefler koyduğuna tanıklık etmek mümkün. Örneğin 2050 yılında karbon nötr olmayı hedefleyen AB, yeşil ekonomiyi büyütecek, çevreyi koruyacak, pandemi sonrası büyüme stratejisi olarak da gördüğü bir dizi girişimde bulunuyor. Geçtiğimiz yıl açıklanan AB Yeşil Mutabakat kapsamında karşımıza çıkan bu yeşil büyümenin merkezinde, gezegen, insan ve ekonominin yararına pek çok sürdürülebilir adım yer alıyor. Bunların başında da tahmin edebileceğiniz üzere Döngüsel Ekonomi Eylem Planı geliyor. Döngüsel ekonomi, ürünlerin yaşam döngüleri boyunca gezegene zarar vermeyecek şekilde tasarlanmaları, üretilmeleri ve yeniden kullanımlarını kapsıyor.

Sürdürülebilirlik İşletmeler İçin Neden Önemli?

Nielsen tarafından geçtiğimiz yıl yapılan bir anket, Y kuşağının çevresel etkiyi azaltmak için alışkanlıklarını değiştirdiğini söyleme ihtimalinin baby boomer’lara göre iki kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Çevre duyarlılığı daha yüksek olan Z kuşağı da sürdürülebilirlik konusunda Y kuşağına göre daha fazla endişe duyuyor. Bu durum, kurumsal markaların sürdürülebilirliğe odaklanarak değerlerini oldukça artırabileceğini gösteriyor ve dünyanın önde gelen markalarının çoğu tam da bunu yapıyor. Örneğin Apple, 2030 yılına kadar ürünleri ve tedarik zinciri için yüzde 100 karbon nötr olmayı taahhüt etmiş durumda.

Nielsen araştırmaları, sürdürülebilir bir markadan gelen bir ürün için tüketicilerin yüzde 66’sının daha fazla harcama yapacağını ve küresel tüketicilerin yüzde 81’inin şirketlerin çevreyi iyileştirmeye yardımcı olması gerektiğini güçlü bir şekilde hissettiğini gösteriyor.

Sürdürülebilirlik Odağında Döngüsel Ekonomi Uygulama Modelleri

İşletmelerin mevcut doğrusal ekonomi temelli iş yapma şekillerini değiştirerek, döngüsel ekonomiye geçişlerini sağlayacak iş modellerini beş ana başlıkta gruplamak mümkün:

Döngüsel Tedarik Zinciri: Döngüsel tedarik zinciri modeli, geleneksel üretim girdilerinin biyolojik olarak çözünebilir, yenilenebilir veya geri dönüştürülebilir malzemelerle değiştirilmesini içeriyor. Bu model, malzeme geri kazanımının ürün yaşam döngüsünün çok daha erken bir aşamasında dikkate alındığı bir kaynak geri kazanım biçimi olarak karşımıza çıkıyor. Böylece şirketler, atıkları ve verimsizlikleri ortadan kaldırıp kıt kaynakların kullanımını kademeli olarak azaltarak maliyet tasarrufu yapıyor.

Ürünün Ömrünü Uzatmak: Bu yöntem sayesinde ürünler ve malzemeler daha uzun süre döngüde kalıyor ve sonuç olarak da yeni kaynak kullanımı ihtiyacı azalıyor. Klasik uzun ömürlü model ile üreticiler, ürünlerin dayanıklılığını artıracak şekilde tasarlayarak ürünlerinin hizmet ömrünü uzatabilirken; yeniden kullanım ve onarım faaliyetleri, ürünlerin zamanından önce atılması/ıskartaya çıkarılması yerine gerçekte amaçlanan hizmet ömrüne ulaşmasını sağlıyor.

Örneğin GameStop, elektronik ürünler, oyun gibi materyal ve ürünlerin daha uzun süre döngüde tutulmasını sağlamak için müşterileri ürünleri iade etmeye teşvik ediyor. Böylece ürünler yenilenebiliyor ve tekrar satılabiliyor. Aslında bir yazılım ve video oyunları perakendecisiyken, günümüzde müşteriler için değer yaratan oldukça gelişmiş bir satın alma, satma, ticaret programı sunuyor. Başlangıçta çoğunlukla video oyunları ve konsollara odaklanan şirket, yakın zamanda yenileme ve geri dönüşüm modellerini diğer elektronik ürünlerinde de genişletmeye başlamış durumda.

Paylaşım Ekonomisi: Paylaşım ekonomisi, bireyler veya işletmeler arası güveni sağlayabilmeye odaklanıyor. Aracı şirketlerinoluşturduğu eş düzeyler arası ağlardaki tüketicilerin atıl kaynaklarına geçici mülkiyet vermek, kâr amaçlı işlemlerin maliyetini kolaylaştırmak ve azaltmak için çevrim içi platformlar kullanıyor. Bu model, ürün kullanıcıları arasında iş birliğini sağlamak için bir platform geliştirirken; fazla kapasitenin veya yetersiz kullanımın paylaşılmasını kolaylaştırıyor, üretkenlik ve kullanıcı değeri yaratmayı artırıyor. Ekstra alanlarını paylaşmak isteyenleri, otellere kıyasla daha ucuz veya farklı bir yer arayan gezginlerle buluşturan bir ağ olan Airbnb platformu ve kullanıcılar arasında, yolculuk yapacak sürücülerin rotayı, kalkış saatini, yerini, mevcut yerlerin sayısını ve seyahatin fiyatını belirleyen yaygın bir otomobil ortak kullanım platformu olan BlaBlaCar, bu iş modelinin en iddialı örnekleri arasında.

Ürün Hizmetleri Sistemi: Bu iş modeli, geleneksel “satın alma ve sahip olma” modeline bir alternatif sunarken, fiziksel bir ürünü bir hizmet bileşeniyle birleştiriyor. Model, müşterilerinin ihtiyaçlarını ekonomik ve sürdürülebilir şekilde birlikte karşılayabilen, pazarlanabilir bir ürün ve hizmet grubu olarak tanımlanıyor. Ürünler müşteriler tarafından bir kereliğine kiralanıyor.

Philips’in Döngüsel Aydınlatma olarak adlandırdığı iş modeli bu durumun en güzel örneği. Philips ile bir müşteri, bir tesis için belirli bir parlaklık seviyesi konusunda anlaşabiliyor. Philips’in görevi de mümkün olan en düşük maliyetli aydınlatma ekipmanıyla istenilen parlaklık seviyesini sağlamak. Servis sözleşmesinin sonunda, aydınlatma sistemi yükseltilip tekrar kullanılabiliyor ya da tüm malzeme ve parçalar yeniden yerleştirme veya geri dönüşüm için iade edilebiliyor. Philips bu iş modeli ile malzeme israfını en aza indirerek ve çevresel etkileri azaltarak, aydınlatma ürünlerinin ömrünü uzatan ve yeni nesiller için daha iyi bir gelecek sağlayan ekosistem yarattığını savunuyor.

Kaynak Geri Kazanımı: Kaynak geri kazanım iş modelleri, atıklardan ikincil ham maddelerin üretilmesini içeriyor. Metaller, plastikler, kâğıt gibi ortaya çıkan ikincil ham maddeler, daha sonra çeşitli üretim firmalarına satılıyor. Kaynak geri kazanım modellerinin temeli, atık kolunda bulunan malzemelerin değerlendirilmesine dayanıyor.

Örneğin Pharrell Williams ve G -Star Raw, okyanuslarda bulunan plastik atıkları kot pantolon, tişörtler ve kimonolar gibi giyilebilir modaya dönüştürüyor. Süreç, plastiklerin parçalanması ve biyonik iplik adı verilen giysiler için liflere dönüştürülmesi ile gerçekleşiyor. Ayrıca, Pharrell Williams’ın yaratıcı koleksiyonu I Am Other, döngüsel tasarım ve teknoloji şirketi Pentatonic ile ortaklaşa çalışarak CD’leri ve gıda ambalajlarını yeniden kullanılabilir çatal bıçak takımları hâline getiriyor.

Döngüsel Ekonomi

Geçtiğimiz yıl açıklanan AB Yeşil Mutabakat kapsamında karşımıza çıkan bu yeşil büyümenin merkezinde, gezegen, insan ve ekonominin yararına pek çok sürdürülebilir adım yer alıyor.

Türkiye’den Döngüsel Ekonomi Uygulama Örnekleri

Paşabahçe: Paşabahçe, çevre dostu olan Aware Collection ile daha önce en az bir kez kullanılmış camların toplanıp geri dönüştürülmesiyle doğanın korunmasına katkıda bulunuyor. Koleksiyonunu Şişecam’ın Care For Next sürdürülebilirlik yaklaşımı doğrultusunda hayata geçiren Paşabahçe’de kullanılmış cam ürünleri geri dönüşüm kutularından toplandıktan sonra özelliklerine ve boyutlarına göre ayrıştırılıyor, gerekli işlemlerden geçen kullanılmış camlar, bu koleksiyonda yeniden hayat buluyor.

Wastespresso: The Arbor Day Foundation’ın araştırması, bir kilo kavrulmuş kahvenin ortalama 11 karbon ürettiğini ortaya koyuyor ve ayrıca 1 ton kahve atığının da 340 m3 alan kadar metan gazı salımı yaptığı biliniyor. Wastespresso, kahve atıklarını işletmelerden toplayıp kompostlama yöntemiyle, doğada yüzde 100 çözünebilen tek kullanımlık biyo pipetler ve plastikler üretiyor. Böylelikle hem plastiklerin hem de kahve atıklarının doğaya verdiği zarar minimize edilmiş oluyor.

Ottan: Ottan, meyve ve sebze kabukları, dökülen yapraklar gibi organik atıklardan sürdürülebilir üretim yöntemleriyle ileri dönüştürülmüş, estetik ve kaliteli ürünler tasarlıyor. Üretilen ürünlerin tamamı mermer veya pestile benzeyen ve en az yüzde 50 bitkisel atık içeren renkli kompozit malzemelerden yapılıyor. Dönüştürülen atıklar arasında portakal kabuğu, enginar yaprağı, son tüketim tarihi geçmiş mercimek, biçilmiş çim, ayçiçeği çekirdeği kabuğu, sonbahar yaprakları, domates posası gibi 45 çeşit bitki ve gıda artıkları yer alıyor.

PepsICo: PepsiCo, Fayda Gözeten Performans adını verdiği sürdürülebilirlik vizyonu doğrultusunda Türkiye’de de toprağın, enerjinin, suyun ve ambalajların daha verimli kullanılmasına odaklanıyor. Naturalis projesi ile, PepsiCo’nun İzmit yiyecek fabrikalarında ortaya çıkan patates kabuğu, nişasta gibi organik atıklar anaerobik çürütme tesisinde önce biyogaza, akabinde elektrik enerjisine dönüştürülüyor. Elektrik üretimi sonrasında kalan çamur önce kurutuluyor, ardından patates bitkisinin ihtiyaç duyduğu mineraller eklenerek Naturalis adı verilen organomineral gübre elde ediliyor. Üretilen enerji, fabrikaların ihtiyaçlarının yaklaşık yüzde 40’ını karşılarken, PepsiCo çiftçilerine taban gübresi olarak verilen Naturalis ile gübre üretiminde kullanılan kimyasallar yüzde 40, gübreden kaynaklı karbon salımı ise yüzde 11,5 azaltılmış oluyor.

Türkiye’de endüstriyel simbiyoz, alternatif yakıtlar ve ikincil ham madde kullanımı gibi döngüsel iş modellerini büyütmek için ciddi bir potansiyel bulunuyor.

Türkiye, Döngüsel Ekonominin Neresinde?

Bu kavramın Türkiye’nin gündemine girmesi, AB’nin 2015 yılında kabul ettiği Döngüsel Ekonomi Paketi’ne dayanıyor. Hem AB’deki kıt ve sınırlı kaynak probleminin Türkiye için de geçerli olması hem de Türkiye’nin AB için aday ülke olması nedeniyle Türkiye’nin de bu mevzuat ile paralel adımlar atması ve uygulaması gerekiyor. Türkiye’de endüstriyel simbiyoz, alternatif yakıtlar ve ikincil ham madde kullanımı gibi döngüsel iş modellerini büyütmek için ciddi bir potansiyel bulunuyor. Söz konusu nüfus ve endüstriyel büyüme olduğunda, her ne kadar kirliliğin önlenmesi ve atıkların minimum seviyeye indirilmesinde zorluklar yaşansa da; ülkemizde döngüsel ekonomi ile ilgili çalışmaların sayısı giderek artıyor.

Türkiye’nin döngüsel ekonomi modeli daha çok “temiz üretim” kısmına dayanıyor. Hâliyle işletmeler, mevcut çevre koruma kanununa göre hareket ederek, temiz üretim ve tüketime teşvik ediliyor. Atık yönetimi, su kontrolleri ve sanayi kaynaklı hava kirliliği noktalarında, kaynak tüketiminin azaltılması hedefleniyor.

Döngüsel Ekonomi İlkeleri

  • Reddetmek: Ürünün işlevinden vazgeçerek veya aynı işlevi tamamen farklı bir ürün veya hizmetle sunarak, ürünü gereksiz hâle getirmek.
  • Yeniden Düşünmek: Ürünün kullanımını; hizmet olarak ürün, yeniden kullanım ve paylaşım modelleri aracılığıyla veya çok işlevli ürünleri piyasaya sürerek daha yoğun hâle getirmek.
  • Azaltmak: Daha az doğal kaynak ve malzeme tüketerek ürün imalatında veya kullanımında verimliliği artırmak.
  • Yeniden Kullanmak: Hâlâ iyi durumda olan ve orijinal işlevini yerine getiren bir ürünü tasarlandığı amaç için yeniden kullanmak.
  • Tamir Etmek: Arızalı ürünün orijinal işlevi ile kullanılabilmesi için tamirini ve bakımını yapmak.
  • Yenilemek: Eski ürünü restore etmek ve belirlenen kalite düzeyine göre güncel hâle getirmek.
  • Yeniden Üretmek: Atıl ürünün parçalarını aynı işleve sahip yeni bir ürün için kullanmak.
  • Başka Bir Amaca Uygun Hâle Getirmek: Artık / atıl bir ürünün parçalarını farklı işleve sahip yeni bir ürün için kullanmak.
  • Geri Dönüşüm: Atıklardaki materyalleri orijinal ürün veya başka amaçlar için yeniden işleyerek yeni ürünlere, malzemelere veya maddelere dönüştürmek için geri kazanmak. Bu durum, organik materyalin yeniden işlenmesini kapsar ancak enerji geri kazanımı ve yakıt olarak veya geri dolgu işlemleri için kullanılacak materyallerin yeniden işlenmesini kapsamaz.
Total
0
Paylaşım
Benzer İçerikler
Oku

Sanayinin Kalbi Durma Noktasında

Türkiye sanayisinin yüzde 60’ını omuzlayan Marmara Bölgesi, 24 milyonu aşan nüfusuyla alarm veriyor. Tek bir bölgeye sıkışmış sanayi faaliyetleri, Cumhuriyet’in ilk yıllarında olduğu gibi yeniden Anadolu’ya kaydırılabilir mi?
Oku

AB’nin Yeşil Enerji Planı, Ne Kadar Samimi?

Yeşil Mutabakat ile ekonomide yeşil dönüşüm devrimi hedefleyen Avrupa Birliği’nde (AB), bazı nükleer enerji ve doğal gaz projelerini “yeşil” yatırım olarak etiketleme konusunda üye ülkeler arasında fikir ayrılıkları yaşanıyor.