fbpx

“Afette Beslenme Hızlı, Etkin ve Basit Planlı Olmalı”

STK’lar, beslenme uzmanları ve şefler bir araya gelerek afet dönemlerinde beslenme ihtiyacını karşılamak üzere yeni bir proje geliştirdiler: “afet gıdaları paketi”. Fikri geliştiren isimler; UNDP İyi Niyet Elçisi, İhtiyaç Haritası Kurucusu, oyuncu Mert Fırat ve Beslenme Uzmanı Elvan Odabaşı ile projenin detaylarını konuştuk.Yaklaşık 350 bin kilometrekare alanda hasara yol açan ve 14 milyon kişiyi etkilediği düşünülen 6 Şubat depremlerinin üzerinden bir yıl geçti. Üzerinden zaman geçtikçe, afet durumunda ortaya çıkan ihtiyaçlar ve yapılan hatalar da daha net tespit edilebildi elbette. 6 Şubat depremlerinde hayatta kalan insanların ihtiyaçları arasında, soruna dönüşen konulardan birinin de beslenme olduğunu gördük. Yardım amaçlı Türkiye’nin her yerinden gönderilen gıdalar, hayati 72 saatten sonra anca bölgeye ulaştırılabildi. Ulaşan gıdaların birçoğu da dayanıksız, çabuk bozulabilecek ürünlerdi. Tonlarca ekmek, küflenerek çöpe gitti. Ulaştırılan kutuların içinde makarna, bakliyat gibi ürünler vardı. Ancak ilk 72 saatte bunları pişirebilecek su, elektrik ve ateşi bulabilmek imkânsızdı. İnsanların hayatta kalmak için yedikleri besinlerin çoğu, hızlı dışkılama ihtiyacı doğurdu ancak bölgede tuvalet bulmak bile bir süre mümkün olmadı. Oluşan her bir sorun, diğer bir soruna zemin hazırladı.

Yaklaşık 350 bin kilometrekare alanda hasara yol açan ve 14 milyon kişiyi etkilediği düşünülen 6 Şubat depremlerinin üzerinden bir yıl geçti. Üzerinden zaman geçtikçe, afet durumunda ortaya çıkan ihtiyaçlar ve yapılan hatalar da daha net tespit edilebildi elbette. 6 Şubat depremlerinde hayatta kalan insanların ihtiyaçları arasında, soruna dönüşen konulardan birinin de beslenme olduğunu gördük. Yardım amaçlı Türkiye’nin her yerinden gönderilen gıdalar, hayati 72 saatten sonra anca bölgeye ulaştırılabildi. Ulaşan gıdaların birçoğu da dayanıksız, çabuk bozulabilecek ürünlerdi. Tonlarca ekmek, küflenerek çöpe gitti. Ulaştırılan kutuların içinde makarna, bakliyat gibi ürünler vardı. Ancak ilk 72 saatte bunları pişirebilecek su, elektrik ve ateşi bulabilmek imkânsızdı. İnsanların hayatta kalmak için yedikleri besinlerin çoğu, hızlı dışkılama ihtiyacı doğurdu ancak bölgede tuvalet bulmak bile bir süre mümkün olmadı. Oluşan her bir sorun, diğer bir soruna zemin hazırladı.

GÖRÜŞLER

ELVAN ODABAŞI | Beslenme Uzman

“YOKSULLUK, EN CİDDİ AFETLERDEN BİRİ”

Elvan Odabaşı

“Afet Gıda Paketi” projesi için İhtiyaç Haritası ile nasıl bir araya geldiniz?

Aslında bunun başlangıcı, Mert ile bizim öğrencilik yıllarına giden dostluğumuza dayanıyor. Biz; yardımlaşmakla, paylaşmakla, birbirimize destek olmakla ilgili dertleri olan çocuklardık. Hayallerimiz vardı, bunun en güzel örneğini Mert’te İhtiyaç Haritası’nda görüyoruz. Benim en büyük hayalim ise insanlara beslenmeyle ilgili çözümler üretmekti. Bu proje, İhtiyaç Haritası ile buluştuğu noktada da daha çok kişiye ulaşmakla ilgili bir serüvene dönüştü.

    Mert Fırat | İhtiyaç Haritası Kurucusu, Oyuncu

    “TABLO, 6 ŞUBAT’TAN DAHA ÜZÜCÜ”

    Mert Fırat

    IDEMA’nın yürütücülüğünde kurulan Ahenk Kooperatifi’nin “afet gıda paketi”nin ilk ürünleri Mezoik markası altında kamuoyuna tanıtıldı. Bu projeyi desteklemek, sizin ve IDEMA için ne ifade ediyor?

    Aslında bu proje sevgili dostum Elvan ile yıllardır kafa yorduğumuz konulardan biriydi. Bu sebeple yıllar sonrasında bu projenin gerçekleşmiş olması yani aslında ilk adımı atmış olmak, beni oldukça heyecanlandırıyor. Değişen dünya dinamikleri ne yazık ki gıda ve içecek ile ilgili alternatif çözümler, yenilikçi yaklaşımlar istiyor. Özellikle bugün iklim krizini, gıda ve su krizi olarak değerlendirmek çok geç bir yaklaşım olsa da hızlıca aksiyon alıp çözüm üretebileceğimiz bir konu. “Mezoik” markası ve projesi de işte tam bu ihtiyaç doğrultusunda tasarlamış olduğumuz bir marka ve bir oluşum, hatta bir eylem. Eminiz ki bu projeyle birlikte değişen dünyanın gıda ve su kaynaklı sorunlarına hızlı ve inovatif çözümler oluşturacağız. Özellikle gıda sektörünün bu konudaki hassasiyetini de ihtiyaç sahipleriyle buluşturacağız.

      Yazının tamamına Sürdürülebilir Üretim dergisinin 14. sayısından (Ocak-Şubat 2024) ulaşabilirsiniz.

      Total
      0
      Paylaşım
      Benzer İçerikler
      Oku

      “Dünyayı Korumalıyız ya da Korumalıyız”

      Stockholm Uluslararası Su Enstitüsü tarafından düzenlenen “Gençler Su Ödülü Yarışması”nda üstün başarı ödülüne layık görülen Ayşe Pelin Dedeler, iklim krizine karşı karamsarlıktan uzak durulması gerektiğini ve bilimsel verilerden ayrılmadan çalışmanın şart olduğunu söylüyor.
      Oku

      “Sürdürülebilirlik Sosyal Bir Mücadeledir”

      Türkiye’de ekolojik harekete ömrünü adamış bir isim Lalehan Uysal. Sahip olduğu birçok unvan olsa da “tohum gözlemcisi” kimliğiyle karşımızda. Uysal’la, ekolojik yaşamı savunurken çıktığı topraklı, güneşli, yağmurlu, renkli yolculuğu ve tüm tohum fotoğraflarını sergilediği “Kurda, Kuşa, AşaÉ ve GözeÉ” sergisini konuştuk.
      Oku

      “Mevcut Gıda Sistemi Dünya Nüfusunu Besleyemiyor”

      BM Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık ile ileri günlerde etkilerini daha da derinden hissedeceğimiz küresel gıda krizini konuştuk. Kırılgan, eşitliksiz, sağlıksız ve yetersiz olan mevcut gıda sistemimizin dünya nüfusunu besleyemediğini söyleyen Selışık, “Bu durumu kimseyi geride bırakmadan dönüştürmek zorundayız.” diyor.
      Oku

      Plastiğin Peşinde Adriyatik Sahillerinde Bir Yolculuk

      İtalya’nın Puglia bölgesinde doğa gözlemciliği yapan Enzo Suma, “Archeoplastica” projesiyle Adriyatik sahillerinde topladığı plastiklerin hikâyelerini, kaç senedir doğa üzerinde seyahat ettiklerini araştırıyor. Plastiğin tek kullanımlık doğasına farkındalık yaratmayı amaçlayan Suma, “Birkaç dakikalık uygulamalar için yüzyıllarca dayanacak bir malzeme kullanıyoruz.” diyor.