Denizde Yeşil Dönüşüm, Deniz Yolunda Başladı

Küresel ticaretin yüzde 85’ten fazlasını taşıyan çeşitli boyutlardaki 63 bin gemi, getirilen çevre kurallarına uyum sağlamaya çalışsa da orta vadede yerlerini yeni nesil gemilere bırakacak. LNG ve hidrojen gibi alternatif yakıtlar öne çıkmaya başlasa da nükleer tahrikli ticari gemilere de hazır olunmalı!

Küresel mal ticaretinin transferinde yüzde 85 paya sahip deniz yolu taşımacılığı, dünya denizlerinde dolaşan çeşitli boyutlarda 63 bini aşan gemi ile bu hizmeti sağlıyor. Küresel ticarette böylesine büyük bir paya sahip olan deniz taşımacılığı; ticaretin sürdürülebilirliği kadar, yaşamın sürdürülebilirliği açısından da büyük önem taşıyor. Binlerce deniz aracının tamamının fosil yakıt kullandığını düşündüğümüzde, karbon ve sera gazı salımı ayrı bir başlık olarak öne çıkıyor.

Denizcilerin çok sık kullandığı “gemiler olmasaydı, dünyanın yarısı açlıktan yarısı da donarak ölürdü” tabiri, ülkelerin hava yolu taşımacılığı ve enerji boru hatlarıyla birbirine bağlanmasına rağmen önemli ölçüde geçerliliğini koruyor. Salgının en aktif olduğu dönemde deniz taşımacılığı, limanlardaki covid-19 önlemleri nedeniyle aksasa da hiç durmadı. Fakat tedarik zincirindeki kopmanın önüne geçemedi. Bunun nedeni binlerce geminin yük almak veya boşaltmak için liman önlerinde günlerce beklemek zorunda kalmasıydı.

Aylara varan bu beklemeler nedeniyle tedarik zincirindeki kopmaya bağlı olarak deniz yolu navlunları, dört beş kata varan artışlar yaşadı. UNCTAD 2021 ve IMF raporlarına göre, taşıma maliyetleri, küresel ekonomide enflasyonun yüzde 1,5 artmasına neden oldu. Yükselen navlunlar, ithal malı fiyatlarını da yüzde 10,6 artırdı. Küresel ticarette son bir buçuk senede görülen aşırı yüksek emtia fiyatlarının nedenlerinden biri de bu taşıma maliyetleri oldu.

Yüksek navlunlar sürdürülemedi!

Konteyner ve kuru yük navlunları zirve yaparken, yüksek taşıma maliyetleriyle ticaretin sürdürülebilir olmayacağına dair beklentiler arttı ve beklenen durum yılın ikinci çeyreğinde gerçekleşti. ABD başta olmak üzere 55’ten fazla ülkenin enflasyon ile mücadele için faiz artırımına gitmesi, küresel ekonomiyi yavaşlattı. Buna Çin’deki üretimin azalması da eklenince deniz yolu navlunlarında düşüş başladı. Kuru yük gemi navlunlarının endeksi olan BDI’da bir yıl öncesine göre düşüş oranı yüzde 70 olurken, konteyner navlunlarında ise gemilerin çalıştığı hatlara göre yüzde 40 ile 60 aralığında düşüşler oldu.

Yeni gemi siparişleri rekor seviyeye çıktı

Yükselen navlunların ana nedeni, arzın talebi karşılayamaması ve petrol fiyatlarındaki artışa bağlansa da uzun yıllardır denizciliğe getirilen çevre kuralları nedeniyle ilave maliyetlerle karşı karşıya kalan armatörler için bir fırsat oldu. Gemilerin enerji verimliliğini artıracak ve oluşturduğu kirliliği azaltmaya yönelik yapılan yatırımlar da navlunlara yansıtıldı. Bir yıllık süre zarfında konteyner gemi operatörlerinin karları tarihi seviyelere çıktı.

Blue Alpha Capital’in yaptığı bir araştırma; konteyner şirketlerinin ikinci çeyrekte rekor düzeyde yüksek karlar kaydettiğine ve net gelir elde ettiğine vurgu yaparak, toplam gelirin 63,7 milyar dolar olarak gerçekleştiğini kaydetti. Bu gelirin, Facebook, Amazon, Netflix ve Google’ın toplam karından daha yüksek olduğuna da dikkat çekildi.

Son bir yılda elde edilen yüksek karlar, yeni gemi siparişlerine de yansıdı. Ekim 2020’de 2 milyon TEU’nun altında olan konteyner gemisi sipariş defterine, sadece 18 ayda 6 milyon TEU’luk yeni inşa sözleşmeleri eklendi ve 2008 sonundan bu yana ilk kez sipariş defterinin büyüklüğü Nisan 2022 itibarıyla 6,5 milyon TEU’yu geçti. Böylelikle sipariş defterinin büyüklüğü, aktif filonun yüzde 26’sını oluşturacak noktaya geldi. Sipariş defterindeki 6,2 milyon TEU’luk kapasitenin 2022-2024 yılları arasında teslim edilmesi planlanıyor.

Sürdürülebilir piyasaya ihtiyaç var

Analistler, bu büyüklükte yeni bir filonun arz-talep dengesini armatörler aleyhinde gelişeceğine inanıyor. Yüksek navlunlar kadar, çok düşük navlunlar da taşımacılığın sürdürülebilirliği açısından riskli. Armatörler, gemilerden yeterli performansı alamadığında gemileri kısa sürede hurdaya göndermeyi tercih ederek filoyu küçültebiliyorlar. IMO’nun sıfır karbon emisyonu hedefi doğrultusunda çıkarılan regülasyonları mevcut gemiler üzerindeki baskıyı da artıracaktı.

Denizyolunun sera gazı emisyonlarında payı %3

Gemi işletmeleri ve gemiler, son 10 yıldır dönüşüm halinde ve 2023 itibarıyla da dönüşüm hızlanacağa benziyor. Bu dönüşümün odağında ise iklim değişikliği var. Küresel ticaret hacminin değer bazında yüzde 90’lık yani 14 triyon dolarlık kısmı, deniz yolu ile taşınıyor. Küresel mal ticaretinin taşınmasında yüzde 85 civarında payı bulunan deniz yolu taşımacılığı, üretilen küresel toplam petrolün yüzde 4’üne tekabül eden günlük 4 milyon varil yakıt tüketiyor. Yakıt olarak yüzde 98’den daha fazla ham petrol kullanım oranına sahip gemiler. Ticari gemiler, bir yılda tükettiği yakıtla yılda 940 milyon ton karbondioksit salınımıyla küresel sera gazlarının yaklaşık yüzde 3’lük kısmından sorumlu tutuluyor. Fakat taşınan kargo tonajı başına karbondioksit emisyonu oranında diğer taşımacılık modlarına kıyasla en çevreci taşımacılık modeli olarak kabul ediliyor. Örneğin bir kilogram yükün taşınması için deniz yolunun saldığı karbon emisyonu 75 gram iken, hava yolu taşımacılığının karbon emisyon salınımı üç kilograma kadar çıkabiliyor. Yine de deniz yolu başta olmak üzere denizcilik sektöründen kaynaklanan emisyon ve kirleticilerin, belirlenen hedefler doğrultusunda daha fazla azaltılması için her geçen yıl yeni yaptırımlar yürürlüğe giriyor.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), BM’nin hedefleri doğrultusunda, deniz yolu taşımacılığı için de hedefler belirledi. 2008 seviyelerine kıyasla gemilerden kaynaklanan sera gazı salınımlarının 2050 yılına kadar yüzde 50 düşürülmesi, karbon yoğunluğunun ise 2030 yılına kadar yüzde 40 ve 2050 yılına kadar yüzde 70 düşürülmesi hedeflendi. Sonraki hedeflerde sıfır karbon emisyonu olarak güncelleme yapıldı.

Bu düzenleme kapsamında; 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren gemiler daha düşük sülfür içeren yakıtlar tüketmeye başladı. Ancak düşük sülfürlü yakıtların arz sıkıntısı ve yüksek fiyatları nedeniyle gemiler için sürdürülebilir olmadı. Bu nedenle gemiler bir tür filtreleme sistemi olan scrubber ile donatılarak, fueloil kullanımından kaynaklı yüksek sülfür emisyonunu azaltmayı tercih etti. Geçici bir çözüm olarak geliştirilen scrubber, maliyeti yüksek bir yöntem olması ve yakıt tüketimini artırması nedeniyle karbon emisyon limitlerinde istenen seviyeye ulaşılamadı. Bu nedenle gemi yakıtlarında alternatif arayışlar hızlandı.

Uluslararası Denizcilik Örgütü ve Avrupa Birliği tarafından getirilecek kural ve uygulamalara uyum kapsamında gelecekte kullanılabilecek teknoloji arasında; rüzgar destekli gemi sevk sistemleri ve güneş/dalga enerjisi gibi yenilenebilir enerji kullanımı, daha hafif gemilerin üretilmesine yönelik malzeme teknolojisinin geliştirilmesi, biyodizel, metanol, amonyak, hidrojen, elektrik ve sentetik yakıtlar gibi düşük karbonlu yakıtların kullanımı bulunuyor.

LNG tahrikli gemi siparişleri artıyor

Gemiler yaktıkları yakıtın üç katı kadar havaya karbondioksit salıyor. Doğalgaz, petrol ürünlerine nazaran yüzde 25 daha az karbondioksit salıyor. Gemilerde son yıllarda sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) yakıtlı tahrik sistemleri yaygınlaşmaya başladı. LNG, fueloil kullanımına kıyasla karbonda nitrojen oksitte yüzde 90, sülfürde ise yüzde 100 oranlarında emisyon azaltımı ile en temiz fosil yakıt olarak kabul ediliyor. Regülasyonlara tam uyum sağlasa da kurulum ve depolama maliyeti dezavantaj olarak devam ediyor.

Bugün dünya deniz ticaret filosunda 250’e yakın aktif, 200’e yakın kullanıma hazır ve 2028 yılına kadar da çoğunluğu konteyner olmak üzere 400 adet LNG ile çalışan gemi siparişi verilmiş durumda. Doğal gaz rezervlerinin petrolden 700 kattan daha fazla olması nedeniyle daha avantajlı bir konumda duruyor.

Deniz yolu da ETS kapsamına alındı

Avrupa Parlamentosu, haziran 2022’de Emisyon Ticaret Sistemi, Sosyal İklim Fonu ve Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması ile ilgili teklifleri kabul etti ve deniz yolunu da sisteme dahil etti. Buna göre,2024 yılından itibaren Avrupa içi tüm deniz ulaştırması ETS’nin kapsamına dahil edilecek. Avrupa dışı deniz ulaşımının ise yüzde 50’si ETS tarafından kapsanacak. 2027’den sonra AB dışındaki ülkelerin gemileri de ETS’ye tabi tutulacak.

Yeşil dönüşümün öncüsü olan Avrupa Birliği özelinde incelendiğinde taşımacılık sektörü, AB’nin sera gazı emisyonlarının dörtte birini oluşturuyor ve nötr iklim hedefine ulaşılabilmesi için 2050 yılına kadar taşımacılık sektörü karbondioksit emisyonlarında yüzde 90 azalma sağlanmasını zorunlu kılıyor. Bu hedef doğrultusunda 2030 yılı itibarıyla sıfır emisyonlu gemilerin pazara sürülmesi, mevcut gemilerin enerji verimliliğinin artırılması, sıfır emisyonlu ulaşımın yaygınlaştırılarak fosil yakıtlara verilen desteklerin kaldırılması, Akdeniz’in Emisyon Kontrol Alanı (ECA) ilan edilmesi ve yüksek oranda kirliliğe sebep olan gemilerin AB limanlarına girmesinin düzenlenmesi, sürdürülebilir ve alternatif yakıtların üretim ve kullanımının artırılması hedefleri ele alınıyor.

Nükleer ticari gemiler geliyor

Çevreyi kirletmeyen alternatif yakıt arayışını sürdüren denizcilik sektöründe son dönemde öne çıkan teknolojilerden biri de nükleer tahrikli gemiler. Nükleer enerjili buz kırıcılar Kuzey kutbunda hem teknik hem de ekonomik olarak çalışmaya uygun olduğunu kanıtlamış olsa da ticari gemilerde birkaç örnekte başarılı olamadı. Fakat bu konuda Ar-Ge çalışmalarının olumlu sonuçlar verdiği belirtiliyor. İngiltere, geçtiğimiz aylarda yeni nükleer tahrik düzenlemelerini onayladı. 22 Kasım 2022 tarihinde bu konuda yeni regülasyonlar yayımlanacağı belirtiliyor. Nükleer ticaret gemisi ABD’nin de gündeminde yer alıyor.

Nükleer gemiler, yakıt tankı bulundurmadığı ve ikmali yapmadığı için oldukça avantajlı ve ürettikleri güç ölçüsünde hız da yapabiliyorlar.

Gemiler için dönüşüm erken başlayacak

Gemilerin enerji verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar, 2013 yılında EEDI olarak somutlaştırıldı. EEDI, 10 yıldır sektörün gündeminde fakat 1 Ocak 2023 itibarıyla daha sıkı hale getiriliyor. Gemiler artık enerji verimliliği yönetim planı kurmak zorunda kalacak ve bu alanda denetimler artırılacak.

IMO’nun belirlediği kurallara uyum çerçevesinde alternatifli yakıtlı gemilerin inşasının 2030 sonrası bir zorunluluk haline geleceği belirtiliyor. Bunun nedeni de gemilerin işletim ömrünün 20-25 yıl olması. Karbon sıfır emisyonu için 2050 belirlense de gemiler için bu yaptırımın çok daha erken başlayacağı anlamına geliyor.

Tersaneler ‘yeşil gemiler’ hazır olmalı

Bu durum denizcilik sektörünün bir diğer ayağı olan tersaneleri de etkileyecek. Küresel gemi inşa sanayisinde ilk 10’da yer alan Türk tersanelerini de etkileyecek. Kısa dönemde enerji verimliliği artırıcı gemi modernizasyonları, orta vadede ise LNG tahrikli gemi inşaatı siparişleri artabilir. Uzun dönemde metanol, hidrojen, amonyak yakıt kullanan gemi inşaatları ile filo yenilenmesi bekleniyor.

Deniz ekolojisi sürdürülebilir hale geldi

IMO’nun gemiler için getirdiği kurallardan biri de deniz ekolojisinin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıyordu. IMO Balast Suyu Sözleşmesi ile mevcut ve yeni inşa edilecek gemiler için yeni yaptırımlar getirdi. Gemilerin emniyetli seyir için donanımlarında balast tankları bulunur ve bu tanklara ihtiyaç olduğunda deniz suyu alarak geminin dengesini sağlarlar. Fakat denizden alınan bu sularla birlikte o bölgede yaşayan mikroorganizmamalar ve deniz canlıları da gemilerin tanklarında yolculuk yapar. Çin’in limanında kalkan ve tanklarına o denizden su alan bir gemi, birkaç yıl öncesine kadar bu balast suyunu Marmara Denizi’nde de boşaltabiliyordu. Bugün denizlerimizde görülen Aslan balığı, balon balığı ve denizanaları gibi istilacı onlarca tür, bu yolla denizlerimize kadar ulaşmış.

Gemiler artık bu su değişimini belirlenen deniz alanlarında yapabiliyor. Ve tüm ticari gemiler 2024 yılına kadar bir nevi filtreleme sistemleriyle donatılmak zorunda. Bugün inşa edilen tüm gemiler, belirlenen standartlara göre inşa edildiği için gelecekte deniz türlerinin taşınmasının tamamen önüne geçilmiş olacak.

Son söz:

Geçmişte bir gemi kaptanının temel önceliği, gemisini, emniyetli bir şekilde en kısa sürede varış limanına götürmekti. Son çeyrek asırda ise kaptanın gemisini güvenli, kısa sürede ve “çevreyi kirletmeden” limana götürmesi gerekiyor. Gemi kaptanın tüm istenenleri yapabilmesi için bir geminin emniyeti kadar çevreciliği de omurgaya konduğu andan itibaren başlıyor ve sökümüne kadar devam ediyor. Örneğin geçmiş yıllarda yapılan asbestli gemiler hala denizlerde dolaşıyor ve bu gemilerin bir kısmının sökümü de Aliağa’daki gemi söküm tesislerinde yapılıyor. Son dönemde basında fazlasıyla yer alan Brezilya donanmasında hurdaya çıktıktan sonra Aliağa’da sökülmesi için İzmir’e doğru yola çıkan asbestli eski uçak gemisi, kamuoyunun tepkisi nedeniyle geri döndü.

Bu örnek, toplumun benzer sağduyuyu, çevreyi kirleten gemilere de yakın dönemde göstereceğinin öngörüsü olarak kabul edilebilir.

Total
0
Paylaşım