fbpx

Binalar ve İklim Küresel Forumu 2024

Geleceğe uygun olmayan bina stoklarına mahkûm olmaktan kaçınmak için bölgeler ve kentler düzeyinde çok daha hızlı adımlar atılmasına ihtiyacımız var.

Fransa’nın başkenti Paris’te 7-8 Mart’ta gerçekleşen “Binalar ve İklim Küresel Forumu”, bina sektörünün karbondan arındırılmasını teşvik etmek amacıyla bakanları ve kilit kuruluşların üst düzey temsilcilerini bir araya getirdi. Etkinlik, türünün ilk örneği ve son BM İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP28) kaydedilen ilerlemeyi takip etmek için kurgulandı. Fransa Hükûmeti ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) tarafından ortaklaşa düzenlenen bu forum, Küresel Binalar ve İnşaat İttifakı’na (GlobalABC) destek verdi.

Forumda, Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol açılış konuşmalarında yer alırken Türkiye’den Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdürü Banu Aslan forumun Sertifikalar ve Standartlar oturumunda yer aldı. Turkeco İnşaat ve Enerji şirketini temsilen ben de Küresel Güney Paneli’nde “Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi” (LCA) ve sıfıra yakın bina standartlarını uyumlu hâle getirme çabalarında Küresel Güney inşaat uygulamaları üzerine konuştum.

BİNALARIN İKLİM ETKİSİ, ÖZELLİKLE KÜRESEL GÜNEY’DE ARTACAK

Binalar ve inşaat sektörü, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 21’ini oluşturuyor. Binaların iklim etkisinin, özellikle Küresel Güney’deki kentsel alanlardaki hızlı büyüme nedeniyle önümüzdeki yıllarda artması bekleniyor. Ancak günümüzde bile, bina ve inşaat sektörü 2050 yılına kadar karbondan arındırma yolunda hedefleri gerçekleştirecek yönde değil. Bu nedenle, insanlığın binaları inşa etme ve kullanma şeklini değiştirmek, her zamankinden daha acil. (Global ABC Raporu, 2023).

Davetli konuşmacı olarak katıldığım konferansta, aynı zamanda COP28’de başlatılan “Binalar Atılımı’nın COP28’de hayata geçirilen, 28 hükûmet ve Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen binalar atılımı girişimi, 2030 yılına kadar sıfıra yakın emisyonlu ve dayanıklı binaları yeni normal hâline getirmeyi hedefliyor. Paris’te ilki düzenlenen bu konferans, COP28’de “Binalar Atılımı” ittifakının karbonsuzlaşma konusunda ortaya koydukları yol haritasını; üst düzey hükûmet yetkilileri ve bina sektöründeki diğer paydaşlarla birlikte binaların karbondan arındırılması ve dayanıklılığını tartışmak için eşsiz bir fırsat yarattı.

YILLIK ENERJİ VERİMLİLİĞİNİ HER YIL İKİYE KATLAMA SÖZÜ TUTULACAK MI?

Enerji verimliliği geçen yıl uluslararası tartışmaların ön saflarında yer aldı; Yeni Delhi’deki G20’de ve Dubai’deki COP28’de hükûmetler, 2030’a kadar her yıl küresel yıllık enerji verimliliği oranını ikiye katlama sözü verdiler. Bu bağlamda, Paris Konferansı’nın son gününde imzalanan “Declaration de Chaillot”, bu dönüm noktası niteliğindeki taahhütün önemini yinelediği ve yapılı çevrenin net sıfıra ulaşmadaki kritik rolünün altını çizdiği için inşaat sektörü paydaşları arasında memnuniyetle karşılandı.

Chaillot Deklarasyonu, Paris Anlaşması’nın operasyonel hâle getirilmesinde kritik bir adım. Hükûmet yetkilileri ilk kez, tüm sektörün değer zincirini geçişe dâhil etmek için tek tip bir deklarasyon üzerinde anlaşmaya vardılar. “Declaration de Chaillot”un imzacıları, sektörün gidişatı ile Paris Anlaşması’nın küresel ısınmayı 2100 yılına kadar bir buçuk derecenin altında tutma hedefi arasındaki boşluğun genişletildiğini, sürdürülebilir binaların restorasyon ve inşasının yetersiz hacminin devam ettiğine dikkat çektiler. Ayrıca, karbon yoğun sistemlere ve binalara daha fazla yatırım yapılmasının yanı sıra, her ikisi de biyolojik çeşitlilik kaybına ve çevresel bozulmaya katkıda bulunan inşaat malzemesi üretimi için doğal kaynakların aşırı kullanımına karşı çıkıyorlar.

SONUÇ BİLDİRGESİ YENİ BİR DÖNEMİTEMSİL EDİYOR

Çok düzeyli yönetişimin tanınmasını savunan bizler için, 70 ülke tarafından onaylanan bu sonuç bildirgesi yeni bir dönemi temsil ediyor. Birçok ülkede, binalar sektörü üzerindeki yargı yetkisi, farklı hükûmet düzeylerine bölünmüş durumda ve metin boyunca, binaların karbondan arındırılmasını sağlayan politikaların uygulanmasından yalnızca ulusal hükûmetlerin sorumlu olmadığının net bir şekilde anlaşıldığını görebiliriz. “Bunların belediyeler ölçeğinde benimsenmesini desteklemek” gibi bir dille, ulusal hükûmetin yanı sıra yerel idarelerin harekete geçmesinin önünde durabilecek engelleri kaldırmak için ulusal hükûmetlere ihtiyacımız olduğunu kabul ediyor. Deklarasyon aynı zamanda yerel tedarik zincirleri, yerel bilgi ve beceri geliştirme hakkında güçlü bir dil içeriyor ve bunların tümü, güçlü bir “bina karbonsuzlaştırma” gündemi sunmada kritik öneme sahip.

Bu deklarasyon, Küresel Binalar ve İnşaat İttifakı tarafından koordine edilen yeni bir “Binalar ve İklim için Hükûmetlerarası Konsey” kurulmasının önünü açıyor. Gelecekte yerel idarelerinde “Binalar ve İklim Küresel Forumları”na katılmaları için bir fırsat sunuyor ancak onlara konseyin işleyişinde belirli bir rol vermiyor. Halbuki böyle bir fırsat tanıma, yerel idarelerin gelecekteki eylemleri için çok daha güçlü bir yetki verecektir.

Bununla birlikte deklarasyon, yerel ve bölgesel liderler müzakerelerde bir araya geldiğinde çok taraflı kurumların yapabileceklerini çok iyi ortaya koyuyor. Binaların karbondan arındırılması için ortak sorumluluk konusunda net bir dil, hükûmetin her düzeyinden daha fazla sahiplenme ve eylem sağlanmalı. Geleceğe uygun olmayan bina stoklarına mahkûm olmaktan kaçınmak için bölgeler ve kentler düzeyinde çok daha sıkı ve hızlı adımlar atılmasına ihtiyacımız var. Yaşanabilir bir gezegen için ihtiyaç duyduğumuz değişiklikleri uygulamada zamanımız daralıyor. Bu deklarasyon, bina sektöründeki eylemi hızlandırmak için bize sağlam bir çerçeve sağlıyor.


Total
0
Paylaşım
Benzer İçerikler
Oku

Yeşil Mutabakat ve Döngüsel İnşaat

Yeşil Mutabakat, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın gerçekleşmesi için politika ve önlemlerin ilk yol haritasını ortaya koymuştur.
Oku

İş Dünyasının Risk Faktörleri Belli Oldu

Dünya Ekonomik Forumu her sene iş dünyasının gelecek iki veya 10 yılda öngördüğü en önemli riskleri içeren Küresel Riskler Raporu’nu yayımlıyor. Bu rapora göre, iş dünyası için yakın vadedeki en önemli risk: yanlış ve çarpıtılmış bilgi. İkinci sırada ise aşırı hava olayları geliyor.
Oku

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, Taksonomi ve Yapı Sektörü

Taksonomi, iklim değişikliğinin azaltılmasına önemli katkılar sağlayacak faaliyetleri içeriyor. AB Taksonomisi’ne göre inşaat ve gayrimenkul sektörü; Avrupa’da gerçekleşen enerji tüketiminin yüzde 40’ından, karbon emisyonlarının ise yüzde 36’sından sorumlu olduğundan, en yoğun enerji tüketen sektörler olarak tanımlanıyor.
Oku

Akbelen Yıkılan Ağaçlarla Sınırlı Değil

Yasal düzenlemelerin yaşadığımız doğayı koruyamadığını gördüğümüzde adalete olan inancımız zarar görmeye başlar. Akbelen Ormanı’nda yaşanan yıkım da aynı şekilde, birçok alanda geri dönüşü mümkün olmayan yaralar açmıştır.