fbpx

Akbelen Yıkılan Ağaçlarla Sınırlı Değil

Yasal düzenlemelerin yaşadığımız doğayı koruyamadığını gördüğümüzde adalete olan inancımız zarar görmeye başlar. Akbelen Ormanı’nda yaşanan yıkım da aynı şekilde, birçok alanda geri dönüşü mümkün olmayan yaralar açmıştır.

Akbelen’de büyük bir yıkıma şahit olduk. Kocaman bir habitat, bu habitat içerisinde yaşayan binlerce ağaç, bitki, hayvan, toprak, su, temiz hava insan eliyle bilerek ve isteyerek yok oldu. Yok edilen her bir habitat öncelikle üzerinde yaşadığımız dünyanın, sonrasında da dünyada bulunduğu ülkenin, coğrafi konumuyla o bölgenin, insanların ayrılmaz bir parçasıdır. Aynı hava ya da toprak gibi dünyadaki tüm canlıların ekosisteminde varlığını sürdürmesi gereken bütünün bir parçasıdır. Bu bütünden bir parçasını çekip almak tüm dünyanın ve üzerinde yaşayan canlıların ekosisteminde yara açmak demektir. Bu nedenledir ki dünyada yaşamın devamlılığını sağlamak, ekosistemde birbirine bağlı her bir zincire sahip çıkmak ve korumak için gerek uluslararası gerekse ulusal boyutta yasal düzenlemeler yapılmıştır. Bu yasal düzenlemelerin çıkış noktası da tam olarak insan eliyle yapılacak müdahalelere düzenleme getirerek, en temel hak ve özgürlük olan yaşama hakkını koruma altına almaktır. Her bir ulusa ait insanın bu dünyaya, yaşadığı topraklara, doğaya tüm canlılara karşı bireysel ve birlikte yaşama hakkından kaynaklı sorumluluğu bulunmaktadır. Bu sorumluluğumuzun sınırları da hukukun emredici kuralları vasıtasıyla kesin olarak çizilmiştir. Bu öyle bir düzendir ki, kendi yaşamanı korumak için yasal düzenlemeler yapan insanlık, aynı yasal düzenlemelere, yine kendi karar ve eylemleriyle karşı gelebilmektedir. Söz konusu yasal düzenlemelerin yaşadığımız doğayı koruyamadığını gördüğümüzde ise adalete olan inancımız, toplumsal değerlerimize olan bağlılığımız ve yaşama olan saygımız da zarar görmeye başlamaktadır. Akbelen Ormanı’nda yaşanan yıkım da aynı şekilde Anayasa’ya, uluslararası anlaşmalara ve bir zincir hâlinde yaşama hakkımızla birlikte toplumsal düzenimize dair birçok alanda geri dönüşü mümkün olmayan yaralar açmıştır.

Yazının tamamına Sürdürülebilir Üretim dergisinin 12. sayısından (Eylül-Ekim 2023) ulaşabilirsiniz.


Total
0
Paylaşım
Benzer İçerikler
Oku

İnşaat Sektöründe Karbonsuzlaşma Hamleleri

İnşaat mühendislerine göre, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne zamanında ulaşmak için karbonsuzlaşmaya odaklanmak gerek! İnşaat malzemeleriyle ilgili sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda müthiş fırsatlar çıkıyor.
Oku

Hidrojen ve Elektrik Geleceğimizi Nasıl Taşıyor?

Uygun maliyetle, talebi karşılayabilecek kadar yenilenebilir enerji üretebiliyor muyuz yoksa ithal etmek mi zorundayız? Isı haritaları, bazı bölgelerin çeşitli nedenlerle enerji noksanlığı çektiğini gösteriyor. Enerji fazlalığı olan yerlerden yoksunluk olan yerlere yenilenebilir enerjiyi ucuz sistem maliyetiyle nasıl taşıyacağız? Cevap: Hidrojen yoluyla.
Oku

Sorumlu Gübre Üretimi ve Tüketimi

Aşırı gübre üretimi de aşırı gübre kullanımı da iklim ve çevre kirliliği açısından önemli sorunlardır. Çiftçiyi gübreyle kendi başına bıraktığınızda mucizevi biçimde doğru çözümleri bulmasını beklemeniz doğru değildir. Doğru gübre kullanımının ne derece kıymetli olduğunu algılayarak çiftçiye bu bağlamda maddi ve manevi destek vermemiz gerekir.