Sürdürülebilir Üretime Yeni Bir Yaklaşım: Kadim Üretim Havzası

Doğa Derneği olarak doğa dostu üretim biçimleri ve ekosistem arasındaki ilişki üzerine çalışırken yeni bir kavram olan Kadim Üretim Havzaları konusunda düşünmeye ve fikir üretmeye başladık.

Anadolu’nun pek çok yerindeki üreticinin desteklenmesi aslında burada yaşayan kuşların, zeytinlerin ve birçok biyoçeşitlilik unsurunun desteklenmesi anlamına geliyor. Kadim Üretim Havzaları (KÜH) konusunda en can alıcı kısım, ekosistemin ve biyolojik çeşitliliğin bu üretim biçiminden fayda görmesi. Bir alanın yok edilmeden devamlılığının sağlanması, üretim biçiminin de devamlılığı anlamına geliyor. Doğa Derneği olarak üretimi devam eden, ekosistemi bozulmayan bir alanda yaşamın ve yerel ekonominin devamlılığını sağlayan KÜH’leri araştırmaya ve öğrenmeye devam ediyoruz.

KADİM ÜRETİM HAVZASI NEDİR

İnsanın, ekosistem içinde herhangi bir canlı gibi davranarak gıda ihtiyacını temin ettiği alanlar Kadim Üretim Havzaları (KÜH) olarak tanımlanıyor. İnsan, bu davranış biçimi ile yiyecek sağlayıp temel ihtiyaçlarını giderip aynı zamanda geleneklerini, kültürlerini oluşturuyor. KÜH’lerde binlerce yıldır kesintisiz devam eden kadim üretim yöntemleri, canlılarla paylaşılan ekosistemin devamlılığını sağlıyor. Tohumları toprağa ekerken söylenen eski bir Anadolu deyişi, bu kadim davranış biçimini “Kurda, kuşa, aşa!” diyerek anlatır. KÜH’lerde yaşayan toplumlar, nesiller boyunca yaşam ihtiyaçları nedeniyle sayısız yenilik bulmuş̧ ve çeşitli kadim üretim yöntemleri geliştirmişler. Bu yöntemler, KÜH’lerin karakteristik özelliklerini ortaya çıkarıyor. KÜH’ler derleyici-toplayıcı kültürden kalıntılar barındırmalı, toprağın ve su kaynaklarının işlenmesi el emeğine dayalı olmalı. Ayrıca insanların havza içi döngülerle ve/veya dışarıdan asgari miktarda girdiyle hayatını idame ettirdiği alanlar olmalı. Bir alanın KÜH olduğunu bu karakteristik özelliklerine baktıktan sonra derinlemesine kriterlerimizle araştırıyoruz. Bu alanların aşağıdaki kriterlere uygunluk göstermesi gerekmektedir.

HAVZANIN DOĞAL EKOSİSTEMİNİ DEĞİŞTİRMEYEN TEKNİKLERİN UYGULANMASI

KÜH’lerde uygulanan üretim teknikleri, ekosistem bütünlüğünü değiştirmeyecek veya bozmayacak esaslara dayanıyor. KÜH’lerdeki üretim tekniklerinin havzanın bulunduğu ekosistemlerle olan ilişkisi, bu ekosistemleri destekleyen nitelikte. KÜH’lerde ekosistemlerin bölünmemesi veya yok edilmemesi, havzanın sağlığının devamlılığı için olmazsa olmazdır. Denizel ve karasal ekosistem döngüsünü bozacak olan havza dışı harici girdiler kullanılmaz. Üretim süreçlerinde el emeğine dayalı yöntemler kullanılır. Bu yolla toprak, su, hava kalitesi korunur. Havzalarda tarım ve hayvancılık gibi üretimler, birbirini besleyen bir döngü şeklindedir. Örneğin Akdeniz ikliminin olduğu bir ekosistemde Karadeniz iklim ve su koşullarını isteyen bitkiler yetiştirildiği zaman bu alanın doğal ekosistemine uygun olmayan bir üretim biçimi uygulanıyor. Hem habitat bir yıkıma sebep oluyor hem de kimyasal gübreler, zehirler ve sulama girdileriyle bu üretimin maliyeti artırılmış oluyor.

ÜRETİMİN YIL İÇİNDE DEĞİŞECEK ŞEKİLDE YAPILMASI

KÜH’lerde ürün deseninin çeşitli olması beklenir. Özelikle insan eliyle yetiştirilen ürünlerdeki tohum ve ırk çeşitliliği, o alanın zenginliğinin göstergesidir. Havza içinde yıllara göre münavebeli (değişim), arazi kullanımı sayesinde üretim biçiminde ve ürün deseninde çeşitlilik ortaya çıkar. Bu çeşitlilik, aynı zamanda havza ekosisteminin sağlığı ile paralellik gösterir. Mesela Seferihisar Orhanlı Vadisi içinde yer alan zeytin ormanları, sadece zeytinin yetiştiği bir tarla değil. Tersine bu alan, orkidesinden çakalına, domuzundan oklu kirpisine kadar birçok türün yuvası olan, içinde zeytin dışında ağaç ve çalı çeşitliliği bulunan bir ekosistemdir. Bu ekosistem, aynı zamanda mera özelliği taşıdığı için yıl boyunca hayvanların otlağı olarak kullanılır. Zeytinlik, tarladan daha ziyade bir orman çeşitliliğini bünyesinde taşır.

Tek bir alandan elde edilen bu üretim çeşitliliği aynı zamanda yereldeki ekonominin de devamlılığını sağlamaktadır. Bir yıl zeytin olmadığında o yıl hayvancılıktan ve aromatik bitki toplanmasından elde edilen gelirle ekonomik kırılganlığı minimize eden bir sistem kurulmuştur. Bu havzalarda herhangi bir üründe yaşanan dönemsel hastalık sorunu, üretilen diğer ürünlerin varlığı sebebiyle ekonomik ve yaşamsal açıdan kolay atlatılır. KÜH’lerdeki ürün deseni çeşitliliği hem ekosistemin hem de ekonominin dayanıklılığının ne kadar artırılabilir olduğunun yaşayan bir örneğidir.

HAVZADAKİ BİYOLOJİK VE HABİTAT ÇEŞİTLİLİĞİNİN DESTEKLENMESİ

KÜH’lerde yaşayan insanlar, bu alanlarda yaşayan herhangi bir canlı gibi davranarak ekosistemin devamlılığını sağlayan uygun üretim kültürlerini oluşturur ve uygular. Bu sayede nesiller boyunca havza içinde yaşayan canlılar, alanda yapılan üretim biçimlerinden olumsuz etkilenmez ve biyolojik çeşitlilik korunur. Havza içinde bulunan kritik habitatlar, tehlike altında olan türler ve habitatın gösterge türleri, bölgenin biyolojik çeşitlilikle olan ilişkisini ortaya koyar. Örneğin bir orman ekosistemi içinde yer alan KÜH’te, orman ekosistemini temsil eden ağaçkakan türlerinin varlığı ve çeşitliliği olumlu bir göstergedir. Bir bozkır ekosisteminde yer alan bir KÜH’te bozkır ekosisteminde yaşayan toy, bağırtlak, sürmeli kızkuşu veya toygar gibi nadir kuş türlerinin varlığı; bu alanlarda doğal döngülerin sağlıklı işlediğini gösterir. KÜH’lerde bulunan doğal habitatlar, bölgedeki yaban hayvanlarının varlığını sürdürmesinde, yaşamlarını devam ettirebilmek için ihtiyaç duydukları besin, üreme alanı, yaşam alanı gibi asgari gereksinimlerini karşılayabilmelerinde önemli rol oynar.

HAVZA HALKININ ÜRETİM DEVAMLILIĞINI SAĞLAYACAK YAŞAM KALİTESİNE SAHİP OLMASI

KÜH’lerdeki üretim döngüsünde öncelik, yaşamsal ihtiyaçların karşılanabileceği ürünlerin sağlanmasıdır. Bu havzalarda yaşayan üreticiler, dışarıya bağımlı olmadan ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir. Farklı yaş gruplarının ve cinsiyet çeşitliliğinin bir araya gelmesi, toplumsal ritüellerin, geleneklerin sürdürülebilmesi, toplumsal eğlencelerin sürebilmesi, emek ve ürün takasının gerçekleşmesi, ihtiyaçların birlikte karşılanması bu devamlılıkta önemli bir rol oynar.

HAVZANIN COĞRAFİ SINIRLARA GÖRE KULLANILMASI

KÜH’lerde üretim, coğrafyanın belirlediği sınırlara göre yapılır. Havzaların topografyası, bitki örtüsü, su kaynakları ve benzeri coğrafi sınırları KÜH’lerin doğal sınırlarını oluşturur. İnsanlar, havzayı bu sınırlar ölçüsünde müşterek kullanılır. Havza içindeki mülkiyet sınırları, üretim biçimini etkilemez. Üretim için kullanılan mülkiyet alanları teller ve yüksek duvarlar gibi sınırlarla çevrili değildir. Bu sayede havzadaki canlıların yaşam döngüleri kesintiye uğramaz. Orhanlı Vadisi’ndeki özel mülk olan zeytinlikler, tellerle veya yüksek duvarlarla çevrili değildir. Yenilebilir ot toplama zamanında kadınlar, bu zeytinliklerin içinden dilediği kadar ot toplayabilir. Çoban, bu zeytinliklerin kimin olduğuna bakmadan içinde hayvanlarını otlatabilir. Çakal, zeytinliğin bir ucundan diğer ucuna bir engelle karşılaşmadan yuvasına gidebilir.

TOPLUMSAL BİLGİ VE BECERİ AKTARIMININ DEVAM ETMESİ

KÜH’lerde üretimin devamlılığını sağlayan toplumsal ilişkiler sürmelidir. Üretim döngülerinin sağlıklı devam etmesini sağlayan bilgi ve becerinin kuşaklar arasında taşınması oldukça önemlidir. KÜH’lerde geleneksel işleme ve ürün saklama yöntemleri ile doğayı okuma becerileri gibi yaşamsal değerde olan bilgilerin aktarımı devam eder. Havza içindeki üreticiler arasında hasat, toprağı işlemek, kışlık ve yazlık hazırlıklar, ekim dikim gibi üretimler esnasında yardımlaşma geleneği bulunur. Bu toplumsal yardımlaşma yöntemi sayesinde havza dışı girdi, en aza indirilir.

KÜH örneklerinden olan Orhanlı Vadisi’ndeki zeytinliklerde üretim biçiminin her aşaması sözel bellekle bir sonraki kuşağa aktarılmaktadır. Aşının ne zaman yapılacağı, ağaçların altının ne zaman temizleneceği, hasadın ne zaman ve nasıl yapılacağı bu bilgiler arasındadır. Aynı zamanda havza içinde üretim esnasında yerel ağızda “örfene” ismi verilen bir emek takası uygulaması mevcuttur. Özellikle zeytin toplama zamanında üreticiler sırayla birbirlerine yardımcı olur. Bu yardımlaşma yöntemiyle üretim esnasında havza dışından gelecek işçilere, çalışanlara bağımlı olmadan, üretimin sekteye uğramadan devam etmesi sağlanmaktadır.

SOMUT VE SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASIN VARLIĞI

KÜH’ler binlerce yıl içinde sözlü gelenek, gösteri sanatları, toplumsal ritüeller ve şenlikler, evren ve doğa ile ilgili bilgi, el sanatları gibi somut ve somut olmayan kültürel mirasla şekillenmiştir. Bütün bu özelliklerinden dolayı KÜH’ler hem biyolojik hem de kültürel çeşitlilik açısından yeryüzünün yok olan bellekleridir ve bu alanların mutlak surette korunması gerekmektedir. Kadim Üretim Havzaları içindeki üretim biçimlerinin omurgasında, insanın doğayla birlikte üretim yapması yatmaktadır. Karşısında olmadığı, mücadele etmediği bu yaşam biçimlerinin zenginliği hem ekosistemdeki biyolojik çeşitliliğe hem de üretim desenlerindeki zenginliğe yansımıştır. Bu kadar çeşitliliğin ve zenginliğin somut ve somut olmayan kültürel mirasa yansıması kaçınılmazdır. Oyunlar, türküler, yemekler, mimari, masallar gibi kültürel ögeler, bu çeşitliliğin sonucu olduğu gibi sebebidir.

SONUÇ

Günümüzde yaşanan küresel ve yerel ölçekteki sorun ve çıkmazlar için cevap olarak sürdürülebilirlik, sağlıklı gıda, adil ürün, bölüşüm, iklim değişikliği, su ve gıda krizi gibi kavramlar tartışıladursun KÜH’ler, tüm bu tartışmalardan bağımsızdır. Ayrıca sorunların çözümlerini de içinde saklamaktadır. “Kurda, kuşa, aşa!” diyerek bölüşen, içinde barındırdığı tüm canlıların yaşam hakkını savunan, imece ruhuyla birlikte üretip, birlikte yaşayan KÜH’ler anlaşılmaya, yaşadığı baskı ve tehditler sebebiyle korunmaya ihtiyaç duymaktadır. Havzayı anlamak ve korumak, havzanın yüzyıllardır süregelen yaşam kültürünü, biyolojik çeşitliliğini korumak demektir. Hem korunması gereken hem de bir koruma yöntemi olan KÜH’ler üzerine çalışmalarımız, yaşamı çoğaltan bir motivasyonla devam etmektedir.

Total
0
Paylaşım
Benzer İçerikler
Oku

“Finansal Koruyucu Hekimliğin” Kime Ne Faydası Var ki?

Önce merkez bankalarının takip edilebilir, blockchain ile çalışan dijital paraları hayatımıza hızla girecek. Bu oldukça basit. Zira banka hesaplarımızdaki paralar zaten dijital, kredi kartlarımızdaki limitler ve banka kartlarımızdakiler de öyle, geriye bir tek nakit kalıyor. Onun da ömrü hayli kısaldı!
Oku

Yolun Sonuna Gelmek Üzereyiz

”Üretirken, kullanırken ve tüketirken değişmemiz gerekiyor. Yoksa gelecekte yaşam bugünden daha güzel olmayacak. ”